((¯`» WwW.RavzaRadyo.Tr.Gg «´¯)) ((¯`» İslam Dünyasına Açılan Eşsiz Bir Kapı «´¯)) Ravza Radyo | İslami Radyo, Teknoloji, Yapay Zeka, Forum ve Dini İçerik
Bismillahirrahmanirrahim / بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
Hicri yükleniyor...
Miladi yükleniyor...
--:--:--
İmsak --:-- Güneş --:-- Öğle --:-- İkindi --:-- Akşam --:-- Yatsı --:--
Reklam
Canlı Stüdyo Ravza Haber Saati 13:00
×

Ravza Radyo'da Ara

Neredeyim: iman ve islamin sartlari Sayfamıza Hoşgeldiniz
Buradasın : iman ve islamin sartlari

Ravza- Radyo Sayfamıza Hoş Geldiniz

((¯`» WwW.RavzaRadyo.Tr.Gg «´¯)) ((¯`» İslam Dünyasına Açılan Eşsiz Bir Kapı «´¯))

iman ve islamin sartlari

İman ve İslam'ın Şartları
Reklam
İman ve İslam İman ve İslam'ın Şartları
Bismillahirrahmanirrahim

İman ve İslam'ın Şartları

Alemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c.)'a hamd olsun. Salatü selam alemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) ve tüm inananların üzerine olsun.

İslam'da Kadın

İman ve İslam'ın Şartları

İslâm dininde Yüce Allah'a, meleklere, Allah'ın kitaplarına, peygamberlere, ahiret gününe, kaza ve kadere iman etmek esastır. Bunları bilip kabullenmek imanın temel şartıdır. Onun için imanın şartları altıdır, denilir. Bu şartlar müslümanlıkla kesinlikle mevcut esaslardır. Bunlara, inanılması zorunlu din ilkeleri denir. Bunlara inanmak mecburiyeti vardır. Bunları doğrulamadıkça iman gerçekleşemez. Bunlardan herhangi birini inkâr etmek - Allah korusun- insanı hemen dinden çıkarır.

Biz bu imanımızı "Amentü billâhi..." sözlerini okumakla daima açıklıyor ve ispat ediyoruz. Bu sözleri okuyan şöyle demiş oluyor:

"Ben Yüce Allah'a, O'nun meleklerine, O'nun kitaplarına, O'nun peygamberlerine, ahiret gününe, kaderin (iyi ve kötü her şeyin yaratılışı) Allah'dan olduğuna inandım. Öldükten sonra dirilip mahşerde (hesab yerinde) toplanmak hakdır ve gerçektir. Şahidlik ederim ki, Allah'dan başka İlâh yoktur ve yine şahidlik ederim ki, Hazret-i Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) O'nun kulu ve peygamberidir."

İslâmın şartları ise, beştir. Peygamber Efendimiz'in bir hadislerinin manası şudur:

Hadis-i Şerif
"İslam dini beş şey üzerine kurulmuştur. Şahadet sözünü getirmek (Eşhedü en lâ İlâhe İllallah ve Eşhedü enne Muhammeden Resûlüllah, demek), namaz kılmak, zekat vermek, ramazan ayı oruç tutmak ve hac etmek."

İşte bu beş şey İslâm'ın şartıdır. Bu şartları gözetip onları yerine getiren insan İslâm şerefine ermiş, Müslüman rütbesini kazanmış olur.

"Eşhedü en lâ İlâhe İllallah ve Eşhedü enne Muhammeden Abdühu ve Resûlühu = Allah'dan başka ilah olmadığına şahidlik ederim. Yine Muhammed'in (a.s) Allah'ın kulu ve elçisi olduğuna şahidlik ederim." sözlerine "Kelime-i Şehadet" denir. "Lâ ilâhe illallah, Muhammed'ün Resülüllah" sözüne de "Kelime-i Tevhid" denir. Biz bu mübarek kelimeleri daima okuruz.

İslam Ahlakı

İslâm Dini kadar güzel ahlaka önem veren bir başka din veya düşünce sistemi göstermek mümkün değildir. Öyle ki Peygamber Efendimiz "İslâm, güzel ahlâktır" buyurmuştur. Hz. Peygamberin güzel ahlâka teşvik eden bir çok güzel sözü vardır.

Hadis-i Şerif
"Mü'minlerin îmanca en kamil olanı, ahlâkı en güzel olanıdır."
Hadis-i Şerif
"İçinizden en çok sevdiklerim ve kıyamet gününde bana en yakın olanlarınız, ahlakı en güzel olanlarınızdır."

Kur'an-ı Kerim'de adalet, ahde vefa, affetme, alçak gönüllülük, ana-babaya itaat, sevgi, kardeşlik, barış, güvenirlilik, doğruluk, birlik, beraberlik, iyilik, ihsan, iffet, cömertlik, merhamet, müsamaha, tatlı dilli olma, güler yüzlülük, temiz kalplilik gibi güzel ahlâki hasletlere teşvik eden ve zulüm, haksızlık, riya, haset, gıybet, çirkin sözlülük, asık suratlılık, cimrilik, bencillik, kıskançlık, kibir, kin, kötü zan, israf, bozgunculuk... gibi kötü hasletlerden nehyeden pek çok âyetin yer alması, Kur'an'da ahlaka ne kadar önem verildiğinin bir göstergesidir.

Peygamber Efendimizin güzel ahlaka teşvik eden ve kötü hasletlerden nehyeden hadisleri ise neredeyse bir kitap oluşturacak kadardır. O sadece bu sözleri söylemekle kalmamış, güzel ahlakı bizzat yaşayarak insanlara örnek olmuş ve öğretmiştir. Bu yüzden O'nun ahlakı, İslâm ahlakının en güzel tatbikatını oluşturmaktadır. İşte bu sebeple burada peygamberimiz Hz. Muhammed'in güzel ahlakından az da olsa sözetmek istiyoruz. Çünkü O gerçekten en güzel örnektir:

Peygamber Efendimiz güler yüzlü, nazik tabiatlı, ince ve hassas ruhlu idi. Kati yürekli, sert ve kırıcı değildi. Ağzından sert ve kaba hiçbir söz çıkmazdı. Başkalarını tenkit etmez, kimsenin ayıbını yüzüne vurmazdı. Yanlış ve hoşlanmadığı bir davranış görürse "içinizden bazı kimseler, şöyle söyle yapıyorlar..." şeklinde, bu davranışları yapanların kim olduklarını belli etmeden ve hiç kimseyi kırmadan yanlışı ve hataları düzeltirdi. Kimsenin sözünü kesmez, konuşması bitinceye kadar dinlerdi. Tartışmayı sevmez, sözü gereğinden çok uzatmazdı. Kendini ilgilendirmeyen şeylerle meşgul olmaz, kimsenin gizli hallerini araştırmazdı. Allah'a hürmetsizlik olmadıkça, şahsına yapılan kötülükleri, ne kadar büyük olursa olsun, bağışlar, eline imkan geçince öç almayı düşünmezdi.

Son derece iffet ve haya sahibiydi. Bütün insanları eşit tutar, zengin fakir, efendi-köle, büyük-küçük ayrımı yapmazdı. Her bakımdan kendisine güvenilirdi. Verdiği sözü mutlaka zamanında yerine getirirdi. Dürüstlükten ayrıldığı, şaka bile olsa yalan söylediği hiç görülmemiştir. Bu yüzden O'na henüz peygamberlik verilmeden önce "Muhammed'ül-Emin" denilmişti. Nitekim Peygamberliğini haber verdiği zaman, iman etmeyenler bile O'na "yalancı, yalan söylüyor" diyememiştir. En yakın akrabalarını Safa tepesinde toplayıp onları İslâm'a davet için, "Size şu dağın arkasında düşman atlılarının bulunduğunu söylesem, bana inanır mısınız?" dediği zaman: "Hepimiz inanırız. Çünkü sen yalan söylemezsin" diye cevap vermişlerdi.

Hadis-i Şerif
"Doğruluktan ayrılmayınız, çünkü doğruluk, iyilik ve hayra götürür. İyilik ve hayır da, kişiyi Cennete ulaştırır. Kişi doğru söyleyip doğruluğu aradıkça, Allah katında sıddıklar zümresine yazılır. Yalan sözden ve yalancılıktan sakınınız; Çünkü yalan insanı kötülüğe sevkeder. Kötülük de kişiyi Cehennem'e götürür. İnsan yalan söylemeğe ve yalan aramağa devam ede ede, Allah katında nihayet yalancılardan yazılır."

Rasûlüllah (s.a.v.) insanların en cömerdi ve en kerimiydi. Eline geçen her şeyi muhtaçlara dağıtır, kimseyi eli boş çevirmezdi. Son derece mütevâzı ve alçak gönüllü idi. Bir topluluğa geldiğinde, kendisi için ayağa kalkılmasını istemez, nereyi boş bulursa, oraya otururdu. Arkadaşları arasında otururken ayaklarını uzatmazdı. Arkadaşları her işini yapmayı kendileri için şeref ve cana minnet saydıkları halde, bütün işlerini kendi görür, ev işlerinde hanımlarına yardım ederdi. Methedilmesini ve aşırı hürmet gösterilmesini istemezdi. Fakir kimselerle düşüp kalkmaktan, yoksulların, dulların, kimsesizlerin işlerini görmekten zevk alırdı. Bulduğunu yer, bulduğunu giyer, hiç bir şeyi beğenmemezlik etmezdi. Yiyecek bir şey bulamayınca, aç yattığı da olurdu.

Bütün işlerini tam bir düzen ve nizam içinde yapardı. Namaz ve ibadet vakitleri, uyku ve istirahat için ayırdığı saatler, misafir ve ziyaretçilerini kabul edeceği hep belliydi. Vaktini boşa geçirmez, her ânini faydalı bir işle değerlendirirdi. "İnsanların çoğu, iki nimetin kıymetini takdirde aldanmışlardır: Sıhhat ve boş vakit" buyurmuştur.

İnsanı en yakından tanıyan, onun iç yüzünü ve bütün gizli hallerini en iyi bilen, şüphe yok ki eşidir. Rasûl-i Ekrem (s.a.v.) ilk vahiyden sonra gördüklerini anlattığı zaman eşi Hz. Hatice: "Allah'a yemin ederim ki, Cenâb-ı Hak hiç bir vakit seni utandırmaz. Çünkü sen akrabanı gözetirsin, işini görmekten aciz kimselerin ağırlıklarını yüklenirsin, fakire verir, kimsenin kazandıramayacağını kazandırırsın. Misafiri ağırlarsın, Hak yolunda herkese yardım edersin..." diyerek O'nun peygamberliğini hemen kabul etmiş, en küçük tereddüt göstermemiştir.

Çocukluğundan itibaren Medine'de 10 yıl hizmetinde bulunan Hz. Enes: "Rasûlüllah (s.a.v.)'e 10 yıl hizmet ettim. Bir kere bile canı sıkılıp, öf, niçin böyle yaptın, neden şunu yapmadın, diye beni azarlamadı" demiştir.

Peygamber Efendimizin bizzat yaşayarak, uygulayarak çizdiği bu ahlaki tablo, hiç şüphesiz İslâm ahlâkı hakkında bir fikir vermektedir.

İslam Ahlakının Temel İlkeleri
Kendisi için istediğini başkası için de istemek, kendisi için arzulamadığını başkaları için de arzulamamak
Olduğu gibi görünmek ya da göründüğü gibi olmak
Küçüklere sevgi büyüklere saygı
Affetmek, hoşgörülü davranmak, başkalarının kusurlarını araştırmamak
Öfkeye hakim olmak
Sözünde durmak, ahde vefa göstermek
Doğruluk ve dürüstlükten zerrece taviz vermemek
Güvenilir olmak
Kibirden gururdan sakınmak mütevazî olmak
Cimrilikten, tamahtan uzak durmak, cömert olmak
Her hususta sabırlı olmak
Asla adaletten ayrılmamak
Maddi ve manevi temizliğe riayet etmek
Allah'ın kendisine verdiği sağlığına ve sıhhatine çok dikkat etmek
Boş vakitlerini hayırlı işlerde değerlendirmek

Ve benzeri yüzlerce muazzam ahlâkî prensibe özenle yer veren İslâm ahlakını her yönüyle tanımak için bu konuyu geniş olarak inceleyen eserlere müracaat etmek gerekmektedir.

İslam'ı Öğrenme

Önceden bir başka dine mensupken veya dini bir inancı yokken sonradan müslüman olan bir kimsenin hayatındaki en önemli dönüm noktası, hiç şüphesiz İslâm'a girdiği andır. Bu öyle bir an ki geçmişin tüm günahlarını silmekte ve müslüman olan kişinin hayatında tertemiz, bembeyaz bir sayfa açmaktadır. Şu halde bu tertemiz sayfanın kirlenmemesi ve iyi bir başlangıç yapılması, o kimsenin dünya ve ahiret mutluluğu açısından çok önemlidir.

Zerrece tereddüde yer vermeyen temiz bir imanla İslâm'a girdikten sonra İslâm'ı doğru bir şekilde öğrenme gayreti içine girmek gerekir. Çünkü İslâm'ın temel ve vazgeçilmez öğretilerini bilmeden İslâm'ı tam manasıyla yaşayabilmek pek mümkün olmaz. Gerçek bir mü'min, İslâm'ı iyi tanımalı, ona bilinçli bir şekilde sarılmalı ve onu hayata geçirmeye çalışmalıdır.

En iyi müslüman Allah'a karşı en yüce saygı gösteren müslümandır. Allah'a karşı en iyi saygı gösterebilmek İslâmi deyimiyle muttakilerden olabilmek için nasıl muttaki olunabileceğini bilmek gerekir. Bilgisiz bir şekilde İslâm'ı hayata geçirmek en azından istendiği şekilde hayata geçirmek pek mümkün olmaz bu durum, Işık olmadan, gece zifiri karanlıkta yol almaya benzer. Böyle bir kimse yoldaki işaretleri farkedemez ve muhtemelen farkında olmadan yoldan çıkabilir veya bir çukura yuvarlanabilir. İşte bu sebeple hiç olmazsa asgari seviyede neyin doğru neyin yanlış olduğunu ayırt edebilecek; kimin doğru kimin yanlış söylediğini sezebilecek seviyede de olsa bir İslâmî bilgi elde etmek gayreti içinde olmak gerekir.

Az çok İslâmî bir bilgiye sahip olan insan, İslâm'ın aydınlık yolunu apaçık görebilir. Küfrün, şirkin, ahlâksızlığın İslâm'a ters düşen unsurlarını farkedebilir. En azından kendisine rehberlik yapmaya kalkan insanlardan hangisinin rehberlik yapabileceğini hangisinin yapamayacağını ayırdedebilir.

Çağımızda pek çok müslüman, maalesef, İslâm'ın güzelliklerini hayatlarına yansıtamamışlardır. Çünkü onlar da İslâm'ı yeterince öğrenebilmiş değillerdir. Bu yüzden yalnızca bugünkü müslüman toplulukları taklit ederek İslâm'ı doğru bir şekilde hayata geçirebilmek pek mümkün olamaz.

Kur'an-ı Kerim, okumaları, anlamaları, içindekilere göre hareket etmeleri ve prensipleri hayata geçirmeleri için insanlara gönderilmiştir. Peygamber Efendimiz de İslâm'ın nasıl hayata geçirileceğini bizzat yaşayarak ve anlatarak göstermiştir. Öyleyse bir müslüman, Kur'an-ı Kerim'i ve Peygamber Efendimizin İslâm'ı hayata geçiriş tarzını öğrenmeye gayret etmelidir ki, tam manasıyla Allah'a teslimiyet içinde olabilsin ve son peygamberin örnekliğinden yararlanabilsin.

İslâm'ı doğru kaynaklardan doğru bir şekilde öğrenmeye çalışmalıdır. Bunun için İslâm'ı bilen kimselerin kılavuzluğundan yararlanmak en kestirme yoldur. İslâm'ı öğrenirken belli bir sıra takibedilmeli ve kendisini öncelikle ilgilendiren konulardan başlamalı. Bir müslümanı kişisel olarak ilgilendiren en öncelikli konular ise yerine getirmekle yükümlü olduğu farzlar ve sakınması gereken haramlardır. Farzların başında da müslüman olduğu günden itibaren kılmaya başlaması gereken günlük ibadeti beş vakit namaz gelir. Yeni İslâm'a girmiş bir müslüman, bu konuda ya pratik olarak diğer Müslümanların kılavuzluğundan yararlanmalı yada konuyla ilgili hazırlanmış eğitici ve öğretici görüntülü yayınlardan istifade etmelidir.

Böylece bir mümin ilkönce yapabildiği kadarıyla günlük ibadeti olan namazları kılmaya başlar, bilahare yavaş yavaş eksikliklerini gidermeye gerekenleri öğrenmeye ve namazı usulüne uygun olarak kılmaya gayret eder.

İslam'ı Tanıma

Susuzluktan dudakları çatlamış birisinin, pınara ulaşıp kana kana içtikten sonra kendisi gibi susuzluk çektiğini bildiği diğer insanları da o pınara ulaştırmak için bir çaba sarf etmemesi düşünülemez. Bunun gibi, gerçekten İslâm'a yürekten inanmış ve İslâm'ın nasıl berrak bir pınar olduğunu görmüş olan bir kimsenin, yapabiliyor ve becerebiliyorsa o kaynağa başkalarını da ulaştırmak için gayret göstermesi dini bir vecibedir.

Gönülden inandığı ve benimsediği, son hak din İslâm'ı herhangi bir baskı ve zorlamaya başvurmadan diğer insanlara da ulaştırma gayreti içinde olmak ve bu uğurda karşılaşacağı güçlükleri göğüslemek, ortaya çıkacak engelleri ortadan kaldırmak için mücadele etmek her müslümanın görevidir. Bir başka dinden veya düşünce sisteminden İslam'a geçmiş bulunan kimseler, daha önce mensubu bulundukları dinin yahutta düşünce sisteminin saliklerini iyi tanıdıkları için, bu konuda, müslüman toplumlarda yetişip geleneksel olarak Müslüman olanlardan daha başarılı olabilir ve Peygamber Efendimizin şu müjdesine kavuşabilirler:

Hadis-i Şerif
"Senin aracılığınla bir kimsenin müslüman olması, senin için dünya ve dünyadaki herşeyden daha hayırlıdır."

Bu sebeple yeni İslâm'a girmiş kardeşlerimize, güzel bir şekilde yapabileceklerse İslâm'ı başka insanlara da tanıtmak için çaba sarfetmelerini tavsiye ediyoruz. Bu konuda temel prensip, sevdirmek, kolaylaştırmak, müjdelemek ve ümit vermek olmalıdır.


Kaynak: Ravza Radyo - İman ve İslam Dosyası

Yazar
Ravza Radyo
İman ve İslam Dosyası
Geri Dön
Bugün 9 ziyaretçi (11 klik) kişi burdaydı!
Reklam Alanları
Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver
Canli Yayin Ravza Radyo Ana
Bu web sitesi Bedava-Sitem.com ile ücretsiz oluşturuldu. Siz de kendi web sitenizi ister misiniz?
Ücretsiz kayıt ol