((¯`» WwW.RavzaRadyo.Tr.Gg «´¯)) ((¯`» İslam Dünyasına Açılan Eşsiz Bir Kapı «´¯)) Ravza Radyo | İslami Radyo, Teknoloji, Yapay Zeka, Forum ve Dini İçerik
Bismillahirrahmanirrahim / بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
Hicri yükleniyor...
Miladi yükleniyor...
--:--:--
İmsak --:-- Güneş --:-- Öğle --:-- İkindi --:-- Akşam --:-- Yatsı --:--
Reklam
Canlı Stüdyo Ravza Haber Saati 13:00
×

Ravza Radyo'da Ara

Neredeyim: veda hutbesi Sayfamıza Hoşgeldiniz
Buradasın : veda hutbesi

Ravza- Radyo Sayfamıza Hoş Geldiniz

((¯`» WwW.RavzaRadyo.Tr.Gg «´¯)) ((¯`» İslam Dünyasına Açılan Eşsiz Bir Kapı «´¯))

veda hutbesi

Vedâ Hutbesi
Reklam
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Peygamber Efendimiz
Bismillahirrahmanirrahim

Vedâ Hutbesi

Arafat'ta Allah'a hamd ve senâdan sonra hususî olarak o sırada hazır bulunan yüz bini aşkın (yüz yirmi bin) sahabeye, umumî olarak da bütün Müslümanlara, bütün insanlığa, değişmez, eskimez ölçüler ihtiva eden şu hutbesini irad buyurdu:

Vedâ Hutbesi
الْحَمْدُ لِلَّهِ نَحْمَدُهُ وَنَسْتَعِينُهُ وَنَسْتَغْفِرُهُ، وَنَعُوذُ بِاللَّهِ مِنْ شُرُورِ أَنْفُسِنَا وَمِنْ سَيِّئَاتِ أَعْمَالِنَا، مَنْ يَهْدِهِ اللَّهُ فَلَا مُضِلَّ لَهُ، وَمَنْ يُضْلِلْ فَلَا هَادِيَ لَهُ، وَأَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ

أَمَّا بَعْدُ:

أَيُّهَا النَّاسُ، اسْمَعُوا قَوْلِي، فَإِنِّي لَا أَدْرِي لَعَلِّي لَا أَلْقَاكُمْ بَعْدَ عَامِي هَذَا فِي مَوْقِفِي هَذَا أَبَدًا

أَيُّهَا النَّاسُ، إِنَّ دِمَاءَكُمْ وَأَمْوَالَكُمْ وَأَعْرَاضَكُمْ حَرَامٌ عَلَيْكُمْ كَحُرْمَةِ يَوْمِكُمْ هَذَا، فِي شَهْرِكُمْ هَذَا، فِي بَلَدِكُمْ هَذَا، إِلَى يَوْمِ تَلْقَوْنَ رَبَّكُمْ

أَيُّهَا النَّاسُ، إِنَّكُمْ تَلْقَوْنَ رَبَّكُمْ وَهُوَ سَائِلُكُمْ عَنْ أَعْمَالِكُمْ، فَلَا تَرْجِعُنَّ بَعْدِي كُفَّارًا يَضْرِبُ بَعْضُكُمْ رِقَابَ بَعْضٍ

أَلَا إِنَّ رِبَا الْجَاهِلِيَّةِ مَوْضُوعٌ تَحْتَ قَدَمَيَّ، وَأَوَّلُ رِبًا أَضَعُهُ رِبَا عَبَّاسِ بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ، فَإِنَّهُ مَوْضُوعٌ كُلُّهُ

أَلَا إِنَّ دِمَاءَ الْجَاهِلِيَّةِ مَوْضُوعَةٌ، وَأَوَّلُ دَمٍ أَضَعُهُ دَمُ رَبِيعَةَ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ، وَهُوَ أَوَّلُ دَمٍ يُوضَعُ فِي الْإِسْلَامِ

أَيُّهَا النَّاسُ، إِنَّ لِلنِّسَاءِ حَقًّا عَلَيْكُمْ، وَلَكُمْ عَلَيْهِنَّ حَقٌّ، فَاسْتَوْصُوا بِالنِّسَاءِ خَيْرًا، فَإِنَّهُنَّ عِنْدَكُمْ عَوَانٍ، لَا يَمْلِكْنَ لِأَنْفُسِهِنَّ شَيْئًا، إِنَّ لَكُمْ عَلَيْهِنَّ أَنْ لَا يُوطِئْنَ فُرُشَكُمْ أَحَدًا تَكْرَهُونَهُ، وَلَا يَأْذَنَّ فِي بُيُوتِكُمْ لِمَنْ تَكْرَهُونَ، أَلَا وَإِنَّ لَهُنَّ عَلَيْكُمْ أَنْ تُحْسِنُوا إِلَيْهِنَّ فِي كِسْوَتِهِنَّ وَطَعَامِهِنَّ

أَيُّهَا النَّاسُ، إِنِّي تَارِكٌ فِيكُمْ مَا إِنْ تَمَسَّكْتُمْ بِهِ لَنْ تَضِلُّوا أَبَدًا: كِتَابَ اللَّهِ وَسُنَّةَ نَبِيِّهِ

أَيُّهَا النَّاسُ، اسْمَعُوا قَوْلِي وَاعْقِلُوهُ، إِنَّ الْمُسْلِمَ أَخُو الْمُسْلِمِ، فَلَا يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ مِنْ أَخِيهِ شَيْءٌ إِلَّا مَا أَعْطَاهُ عَنْ طِيبِ نَفْسٍ، فَلَا تَظْلِمُنَّ أَنْفُسَكُمْ

أَيُّهَا النَّاسُ، إِنَّكُمْ أُمَّةٌ وَاحِدَةٌ، وَرَبُّكُمْ وَاحِدٌ، كُلُّكُمْ لِآدَمَ، وَآدَمُ مِنْ تُرَابٍ، لَا فَضْلَ لِعَرَبِيٍّ عَلَى أَعْجَمِيٍّ، وَلَا لِأَعْجَمِيٍّ عَلَى عَرَبِيٍّ، وَلَا لِأَحْمَرَ عَلَى أَسْوَدَ، وَلَا لِأَسْوَدَ عَلَى أَحْمَرَ إِلَّا بِالتَّقْوَى، إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِنْدَ اللَّهِ أَتْقَاكُمْ

أَيُّهَا النَّاسُ، هَلْ بَلَّغْتُ؟

اللَّهُمَّ اشْهَدْ، اللَّهُمَّ اشْهَدْ، اللَّهُمَّ اشْهَدْ
Okunuşu:
"Elhamdü lillâhi nahmeduhû ve nesteînuhû ve nestağfiruhû, ve neûzü billâhi min şurûri enfüsinâ ve min seyyiâti a'mâlinâ, men yehdihillâhu fe lâ müddille leh, ve men yudlil fe lâ hâdiye leh. Ve eşhedü en lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh.

Emmâ ba'd:

Ey yâ eyyühennâs! İsmâû kavlî, fe innî lâ edrî leallî lâ elkâküm ba'de âmî hâzâ fî mevkıfî hâzâ ebedâ.

Ey yâ eyyühennâs! İnne dimâeküm ve emvâleküm ve a'râdeküm harâmün aleyküm ke hurmeti yevmiküm hâzâ, fî şehriküm hâzâ, fî belediküm hâzâ, ilâ yevmi telkavne rabbeküm.

Ey yâ eyyühennâs! İnneküm telkavne rabbeküm ve hüve sâilüküm an a'mâliküm, fe lâ terciünne ba'dî kuffâren yadribu ba'duküm rıkâbe ba'dın.

Elâ inne ribâl câhiliyyeti mevzû'un tahte kademeyye, ve evvelü riben e daûhu ribâ abbasib ni abdilmuttalib, fe innehu mevzûun küllüh.

Elâ inne dimâel câhiliyyeti mevzû'atün, ve evvelü demin e daûhu demü rebîateb nilhâris.

Ey yâ eyyühennâs! İnne lin nisâi hakkan aleyküm, ve leküm aleyhünne hakkun, festevsû bin nisâi hayrâ, fe innehünne indeküm avânin, lâ yemlikne li enfüsihinne şey'â, inne leküm aleyhünne en lâ yûtıne füruşeküm ehaden tekrahûneh, ve lâ ye'zenne fî büyûtiküm limen tekrahûn, elâ ve inne lehünne aleyküm en tuhsinû ileyhinne fî kisvetihinne ve taâmihinne.

Ey yâ eyyühennâs! İnnî târikün fîküm mâ in temessektüm bihî len teddıllû ebedâ: Kitâballâhi ve sünnete nebiyyih.

Ey yâ eyyühennâs! İsmâû kavlî va'kılûh, innel müslime ehûl müslimi, fe lâ yehıllü li müslimin min ehîhi şey'ün illâ mâ a'tâhü an tîbi nefsin, fe lâ tazlimünne enfüseküm.

Ey yâ eyyühennâs! İnneküm ümmetün vâhidetün, ve rabbüküm vâhidun, küllüküm li Âdeme, ve Âdemu min turâbin, lâ fadle li arabiyyin alâ a'cemiyyin, ve lâ li a'cemiyyin alâ arabiyyin, ve lâ li ahmera alâ esvede, ve lâ li esvede alâ ahmera illâ bit takvâ, inne ekrameküm indallâhi etkâküm.

Ey yâ eyyühennâs! Hel bellâğtü?

Allâhümmeşhed, Allâhümmeşhed, Allâhümmeşhed."
Anlamı:
"Hamd Allah'a mahsustur. O'na hamd eder, O'ndan yardım diler ve O'ndan mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allah'a sığınırız. Allah'ın hidayet ettiğini hiç kimse saptıramaz, saptırdığını da hiç kimse hidayete erdiremez. Şehâdet ederim ki Allah'tan başka ilâh yoktur, O tektir ve ortağı yoktur. Ve yine şehâdet ederim ki Muhammed O'nun kulu ve resûlüdür.

Ey insanlar! Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada bir daha buluşamayacağım!

Ey insanlar! Kanlarınız, mallarınız ve namuslarınız, bu gününüzün, bu ayınızın, bu beldenizin hürmeti gibi size haramdır, dokunulmazdır. Rabbinize kavuşacağınız güne kadar böyledir.

Ey insanlar! Rabbinize kavuşacaksınız ve O, yaptıklarınızdan sizi sorgulayacaktır. Sakın benden sonra birbirinizin boynunu vurarak eski sapıklıklara dönmeyin!

Biliniz ki Câhiliyyet faizi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Kaldırdığım ilk faiz, amcam Abbas'ın faizidir. Artık tüm faizler kaldırılmıştır.

Biliniz ki Câhiliyyet kan davaları da kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası, Rebîa b. Hâris b. Abdülmuttalib'in kan davasıdır. Bu, İslam'da kaldırılan ilk kan davasıdır.

Ey insanlar! Kadınların sizin üzerinizde hakkı olduğu gibi, sizin de onlar üzerinde hakkınız vardır. Kadınlara iyilikle davranmayı tavsiye ederim. Çünkü onlar sizin yanınızda emanetçidirler, kendileri için hiçbir şeye sahip değillerdir. Sizin onlar üzerindeki hakkınız, hoşlanmadığınız kimseleri evinize sokmamaları ve yataklarınıza başkasını getirmemeleridir. Onların da sizin üzerinizdeki hakkı, giyim ve yemeklerinde onlara iyi davranmanızdır.

Ey insanlar! Size öyle bir emanet bırakıyorum ki ona sımsıkı sarıldığınız sürece asla sapıtmazsınız: Allah'ın Kitabı ve Peygamberinin Sünneti.

Ey insanlar! Sözümü dinleyin ve iyi anlayın! Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Bir Müslümanın kardeşinden, gönül hoşluğuyla verdiği dışında bir şey alması helâl değildir. Kendinize zulmetmeyin!

Ey insanlar! Sizler tek bir ümmetsiniz, Rabbiniz birdir. Hepiniz Âdem'densiniz, Âdem ise topraktandır. Takvadan başka hiçbir üstünlük yoktur; Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın Araba, kırmızı tenlinin siyah tenliye, siyah tenlinin kırmızı tenliye üstünlüğü yoktur. Allah katında en üstün olanınız, O'ndan en çok korkanınızdır.

Ey insanlar! Tebliğ ettim mi?

Allah'ım şahit ol! Allah'ım şahit ol! Allah'ım şahit ol!"[1]
İbn Hişam, Sîre, c. 4, s. 250-252; Taberî, Tarih, c. 3, s. 168-169; Ahmed İbn Hanbel, Müsned, c. 5, s. 30; Müslim, Sahih, c. 4, s. 41-42

Öğle ve İkindi Namazlarının Beraber Kılınışı

Resûl-i Kibriya Efendimiz, bütün insanlığa en yüksek ve kutsî bir ders olan Veda Hutbesi'ni sona erdirdiği sırada, Hz. Bilâl-i Habeşî öğle ezanını okumaya başladı. Resûl-i Kibriya Efendimiz ve ashab-ı kiram, huşû içinde susup ezanı dinlediler. Ezan bitince, Hz. Bilâl kamet getirdi. Fahr-i Kâinat Efendimiz, o muhteşem cemaate imam olup önce öğle namazını kıldırdı. Sonra yine kamet getirilerek ikindi namazını kıldırdı. Böylece Efendimiz, bir ezan iki kametle iki vaktin namazını birleştirdi.[2]

İlk İşaret

İkindiden sonraydı; vakit, akşama yakındı. Resûl-i Kibriya Efendimiz, devesi Kasvâ'nın üzerindeydi. Bu sırada şu ayet-i kerime nâzil oldu:

Mâide Suresi 3
الْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ وَأَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتِي وَرَضِيتُ لَكُمُ الْإِسْلَامَ دِينًا
El yevme ekmeltu lekum dînekum ve etmemtu aleykum ni'metî ve radîtu lekumul islâme dînâ(dînen).
"İşte bugün, sizin için dininizi kemâle erdirdim; üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslamiyeti seçip kabul ettim!"[3]

Resûl-i Kibriya Efendimiz, bu ayeti okuyunca, ashab-ı kiram son derece sevinip ferahlık duydular. Sadece biri ağlıyordu: Hz. Ebû Bekir... Sahabeler buna bir mana veremediler. Sordular. Şu cevabı aldılar:

Hz. Ebû Bekir (r.a.)

"Bu ayet, Resûlullah'ın (a.s.m.) vefatının yakın olduğuna delâlet ediyor; onun için ağlıyorum!"[4]

M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, c. 2, s. 1569

Hz. Ebû Bekir'in (r.a.) söylediği ve anladığı sır, doğru idi. Zira bu ayet, Fahr-i Kâinat Efendimizin dünyadan göç zamanının yaklaşmış olduğuna ilk işaret idi. Çünkü teklif ve tebliğ edilmesi gereken şeyler bittiğine göre, teklif ve tebliğ edenin vazifesi de son bulacak demekti.

Aynı sırrı Hz. Ömer'in de idrak ettiğini, kaynaklar zikrederler.[5]

Arafat'tan Müzdelife'ye...

Cuma günü, güneş battıktan sonra, Resûl-i Kibriya Efendimiz, devesi Kasvâ'nın üzerinde, terkisinde Üsame b. Zeyd olduğu halde, Arafat'tan Müzdelife'ye geldi. Bu sırada akşam namazı vakti çıkmış, yatsı vakti girmişti. Resûl-i Ekrem Efendimiz, bir ezan, iki kametle önce akşam, arkasından yatsı namazını kıldırdı.[6]

Müzdelife'den Mina'ya...

Peygamber Efendimiz, Cumayı Cumartesiye bağlayan geceyi Müzdelife'de geçirdi. Cumartesi günü sabah namazını orada eda ettikten sonra Meş'ar-ı Haram'a geldi.

Resûl-i Ekrem Efendimiz, ashabına, "Cemre'de[7] atılacak ufak taşları toplayınız" diye emretti ve taşların nasıl atılacağını gösterdi.

Sonra, Akabe Cemresi'ne birer birer yedi ufak taş attı. Her taş atışında "Allahü ekber!" diyerek tekbir getiriyordu. Bu arada, ashab-ı kiram da aynı şekilde Cemre taşlarını atıyorlardı.

Resûl-i Kibriya Efendimiz, Akabe Cemresi'ne yedi taşı attıktan sonra Mina'ya döndü.

Kurban Kesme

Resûl-i Kibriya Efendimiz, oradan kurban kesme yerine gitti. Ömr-ü saadetlerinin her bir senesi için bir kurban olmak üzere altmış üç kurbanı bizzat mübarek elleriyle kesti.[8] Saçlarını traş ettirdi. Kesilen saçlarını hatıra olsun diye sahabelerine birer ikişer dağıttı. Bu da, ashabından ayrılığın yaklaştığına işaretti. Ayrıca "Ey insanlar! Haccın usûl ve erkânını benden öğreniniz. Bilmem, ama belki bundan sonra burada benimle görüşemezsiniz" buyurarak da bu işareti kuvvetlendirdi.

Hz. Hâlid b. Velid'in, Efendimizin Alın Saçını Alması

Resûl-i Ekrem Efendimizin saçının ön kısmı traş edildiği sırada, Hz. Hâlid b. Velid, "Yâ Resûlallah!" dedi. "Alnın üzerindeki saçtan bana ver!"

Peygamber Efendimiz, isteğini kabul etti ve kendisine saçının ön kısmından birkaç tel verip, hayatında devamlı muzaffer olması için dua etti. Hz. Hâlid, mübarek saçları alıp gözüne sürdü, sonra da külâhının önüne yerleştirdi.

Resûl-i Ekrem Efendimizin o saç ve duasının bereketi hürmetine Hz. Hâlid, girdiği her harpten muzaffer çıkmıştır. Nitekim kendi de, "Ben, onu hangi tarafa yönelttimse, orası fetholundu"[9] demiştir.

Peygamberimizin İfaza Tavafı

Resûl-i Ekrem Efendimiz, Kurban Bayramının birinci günü öğle vaktinden önce İfaza [Ziyaret] Tavafı'nı yapmak üzere Kâbe-i Muazzama'ya gitti; Müslümanlara da gitmelerine emir buyurdu. Tavafını yaptıktan sonra öğle namazını kıldı. Zemzem kuyusundan su içti.[10]

Resûl-i Ekrem Efendimiz, o gün akşama doğru Mina'ya döndü.

Peygamberimizin İkinci ve Üçüncü Gün Cemrelerini Atışı

Resûl-i Ekrem Efendimiz, Kurban Bayramının ikinci ve üçüncü günü, güneş batıya doğru eğildiği zaman yaya olarak Mina Mescidi'nden sonraki İlk Cemre'nin yanına vardı. Oraya birer birer yedi tane çakıl taşı attı. Her birini atarken "Allahü ekber!" diyerek tekbir getiriyordu.

Bundan sonra İkinci Cemre, ondan sonra da Cemre-i Akabe denilen Üçüncü Cemre'nin yanına vardı. Her birisine birer birer yedi tane taş attı. Her taş atışında yine "Allahü ekber!" diyerek tekbir getiriyordu.[11]

Muhassab'a Gidiş

Zilhicce'nin 13'ü, Salı günü...

Resûl-i Kibriya Efendimiz, Mina'dan Muhassab denilen taşlık yere gitti. Orada çadırı kurulmuştu. Bu sırada ashab-ı kirama şöyle hitap etti:

Peygamberimizin Sözü
"Allah, sözümü güzelce ezberleyip, sonra da onu duymayanlara ulaştıran kimselerin yüzünü nurlandırıp neşelendirsin. Olabilir ki anlayan, kendisinden daha iyi anlayana onu ulaştırır. İyi biliniz ki üç şey mü'min ve Müslümanların kalplerine kin ve kıskançlık sokmaz:

Allah'ın rızasını gözeterek ihlâsla amel, Müslüman olan amirlere nasihat ve itaatte bulunmak, Müslüman cemaate itikad ve sâlih amelde tâbi olmak..."[12]
Ahmed İbn Hanbel, Müsned, c. 4, s. 80-82; İbn Mâce, Sünen, c. 2, s. 1016

[1] İbn Hişam, Sîre, c. 4, s. 250-252; Taberî, Tarih, c. 3, s. 168-169; Ahmed İbn Hanbel, Müsned, c. 5, s. 30, 262, 412, c. 1, s. 384, 453; Müslim, Sahih, c. 4, s. 41-42; İbn Mâce, Sünen, c. 2, s. 1024-1025.

[2] Vakidî, Megazi, c. 3, s. 1102; Müslim, a.g.e., c. 4, s. 41; İbn Mâce, a.g.e., c. 2, s. 1025.

[3] Mâide, 3.

[4] M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, c. 2, s. 1569.

[5] Taberî, Tefsir, c. 6, s. 52; İbn Kesir, Tefsir, c. 2, s. 13.

[6] Buharî, Sahih, c. 2, s. 177; Müslim, a.g.e., c. 4, s. 42; Ebû Dâvûd, Sünen, c. 2, s. 191.

[7] Cemre, kendisiyle teyemmüm etmek câiz olan küçük taş veya toprak parçaları veyahut da taş demektir. Mina'da üç küçük taş kümesi vardır: Cemre-i Ûlâ, Cemre-i Vusta ve Cemre-i Akabe...

[8] Müslim, a.g.e., c. 4, s. 42; İbn Kayyim, a.g.e., c. 1, s. 275.

[9] İbn Esir, Üsdü'l-Gabe, c. 2, s. 111.

[10] İbn Sa'd, a.g.e., c. 2, s. 182; Müslim, a.g.e., c. 4, s. 42-43; İbn Mâce, a.g.e., c. 2, s. 1026.

[11] Ahmed İbn Hanbel, a.g.e., c. 2, s. 152; Nesaî, Sünen, c. 5, s. 276-277.

[12] Ahmed İbn Hanbel, a.g.e., c. 4, s. 80-82; İbn Mâce, a.g.e., c. 2, s. 1016.

Yazar
Salih Suruç
Geri Dön
Bugün 66 ziyaretçi (523 klik) kişi burdaydı!
Reklam Alanları
Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver
Canli Yayin Ravza Radyo Ana
Bu web sitesi Bedava-Sitem.com ile ücretsiz oluşturuldu. Siz de kendi web sitenizi ister misiniz?
Ücretsiz kayıt ol