Lokman Hakim
Alemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c.)'a hamd olsun. Salatü selam alemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) ve tüm inananların üzerine olsun.
Kur'ân-ı kerim'de adı geçen ve kendisine hikmet verilen büyük zat. Oğluna verdiği nasihatlerle tanınır.
Lokman Hakim, peygamber veya veli olarak bilinir. Dâvud aleyhisselâmın zamânında, Arabistan'ın Umman tarafında yaşadı. Dâvud aleyhisselâmla görüşüp ondan ilim öğrendi. Dâvud aleyhisselâma peygamberlik bildirilmeden önce müfti iken, peygamberlik bildirildikten sonra fetvâ vermeyi bıraktı ve ona ümmet oldu. Kendisine hikmet verildi. Eyyûb aleyhisselâmın teyzesinin oğlu olduğu da rivâyet edilmektedir.
Hikmetin Kaynağı
Lokman Hakim'e "Bu hâle nasıl geldin?" dediklerinde; "Doğru sözlü olmak, emâneti yerine getirmek, lüzumsuz söz ve işi terk etmekle." cevâbını verdi.
Tabiplerin Piri: Lokman Hakim tabiplerin piridir. Hikmetli sözleri ve oğluna verdiği nasihatler meşhurdur. Kur'ân-ı kerim'de Lokman sûresi 13. âyet-i kerimede meâlen: "Bir vakit Lokman oğluna öğüt vererek şöyle demişti: Yavrum! Allah'a ortak koşma, çünkü şirk çok büyük zulümdür." buyrulmaktadır.
Sekiz Haslet ile Nasihat
İnsanlar Lokman'dan nasihat istediler, o da şöyle nasihat etti: Öncekilerin ve sonrakilerin ilimleriyle amel edilebilmesi için sekiz şeye dikkat etmek lazımdır.
- Namazda gönlü korumak
- Halk arasında dili korumak
- Yiyip içmede boğazı korumak
- Bir kimsenin evine girince gözü korumak
İki şeyi hâtırdan hiçbir zaman çıkarmamalıdır: Allahü teâlânın büyüklüğü ve ölüm.
İki şeyi de tamâmen unutmaya çalışmalıdır: Bir kimseye yapılan iyilik ile dost ve yakınlardan görülen kötülük.
Oğluna Nasihatlerinden Seçmeler
"Ey oğlum! Dünyâ derin deniz gibidir. Çok insanlar onda boğulmuştur. Geminin takvâ, yükün imân, hâlin tevekkül olsun, umulur ki kurtulursun."
"Ey oğlum! Âlimlere karşı öğünmek, akılsızlarla inatlaşmak ve meclislerde, toplantılarda gösteriş yapmak için ilim öğrenme! İhtiyâcım yok diyerek de ilmi terk etme."
"Ey oğlum! Allahü teâlâyı anan (hâtırlayan) insanlar görürsen onlarla otur. Âlim olsan da, ilminin faydasını görürsün ve ilmin artar."
"Ey oğlum! Horoz senden daha akıllı olmasın! O, her sabah zikir ve tesbih ediyor, sen ise uyuyorsun."
"Ey oğlum! İnsanlara iyilikleri emir ve nasihat edip kendini unutma! Yoksa mum gibi olursun. Mum insanları aydınlatır, fakat kendini yakıp eritir."
"Ey oğlum! Yalandan çok sakın! Çünkü dinini bozar ve insanlar yanında mürüvvetini azaltır. Bununla hayânı, değerini ve makâmını kaybedersin."
"Ey oğlum! Kötü huydan, gönül dağınıklığından sakın. Sabırsız olma, yoksa arkadaş bulamazsın."
"Ey oğlum! Hep üzüntülü olma, kalbini dertli kılma. İnsanların elinde olana tamah etmekten sakın. Kazâya râzı ol ve Allahü teâlânın sana verdiği rızka kanâat et."
"Ey oğlum! Dünyâ geçici ve kısadır. Senin dünyâ hayâtın ise azın azıdır. Bunun da azının azı kalmış, çoğu geçmiştir."
"Ey oğlum! Tövbeyi yarına bırakma, çünkü ölüm ansızın gelip yakalar."
"Ey oğlum! Sükût etmekle pişmân olmazsın. Söz gümüş ise sükût altındır."
"Ey oğlum! Helâl lokma ye ve işlerinde âlimlere danış, işlerini nasıl yapacağını onlara sor."
"Ey oğlum! Âlimler meclisine devâm et. Bahar yağmuru ile yeryüzünü yeşillendiren Allahü teâlâ, âlimlerin meclisindeki hikmet nûru ile de müminlerin kalbini aydınlatır."
"Ey oğlum! Amel ancak yakın (Allahü teâlâya olan ilim ve mârifet) ile yapılır. Herkes yakini nisbetinde amel eder. Amel noksanlığı, yakin noksanlığından gelir."
"Ey oğlum! Bir hatâ işlediğinde hemen tövbe et ve sadaka ver."
"Ey oğlum! Ölümden şüphe ediyorsan uyku uyuma. Uyuduğun ve uyumak mecbûriyetinde kaldığın gibi, ölüme de mahkûmsun. Dirilmekten de şüphe ediyorsan, uykudan uyanma. Uykudan uyandığın gibi öldükten sonra da dirileceksin."
"Ey oğlum! Helâl kazanç ile yoksulluktan korun. Yoksul kimse şu üç musibetle karşılaşır: Din zayıflığı, akıl zayıflığı ve mürüvvetin kaybolması."
"Ey oğlum! Merhamet eden merhamet bulur. Sükût eden selâmete erer, hayır söyleyen kâr eder, kötü konuşan günâhkar olur, diline hâkim olmayan pişmân olur."
"Ey oğlum! Dünyâ malından yetecek kadarını al, fazlasını âhiret için hayra sarfet, sıkıntıya düşecek ve başkasının sırtına yük olacak şekilde tembellik etme."
"Ey oğlum! Sakın kimseyi küçük görüp hakâret etme. Çünkü onun da senin de rabbimiz birdir."
İyi ve Kötü Hasletler
En İyi Hasletler: Lokman Hakim'in oğlu: "Babacığım, insanda hangi haslet daha iyiydir?" diye sorunca; "Temiz, hâlis din." buyurdu. Eğer iki haslet olursa? "Din ve mal", üç haslet olursa? "Din, mal ve hayâ." buyurdu. Dört haslet olursa? "Din, mal, hayâ ve güzel ahlâk." buyurdu. Beş haslet saymak icâbederse diye sorunca; "Din, mal, hayâ, güzel huy ve cömertlik." buyurdu. Altı haslet sayarsak deyince; "Ey oğlum! Allahü teâlâ her kime bu beş iyi hasleti verdiyse, o kimse mümin ve müttekidir. Allahü teâlâ katında veli ve sevgilidir. Şeytanın şerrinden uzaktır." buyurdu.
En Kötü Hasletler: Oğlu: "Babacığım, insandan en kötü haslet hangisidir?" dedi. "Allahü teâlâyı inkârdır" buyurdu. İki olursa dedi. "İnkâr ve kibirdir." buyurdu. Üç olursa dedi. "İnkâr, kibir ve şükür azlığı." buyurdu. Dört olursa dedi. "İnkâr, kibir, şükür azlığı ve cimrilik." buyurdu. Beş olursa diye sorunca; "İnkâr, kibir, şükür azlığı, cimrilik ve kötü ahlâk." buyurdu. Altı olursa deyince; "Ey oğlum! Bu beş kötü hasletin bulunduğu kimse münâfıktır, şakidir ve Allahü teâlâdan uzaktır." buyurdu.
Hardal Tanesi Mucizesi
Hafs bin Ömer'den rivâyet edildi ki: Lokman Hakim, yanına bir hardal torbası koydu ve oğluna nasihat etmeye başladı. Her bir nasihatte bir hardal tânesini çıkardı. Nihâyet hardalları tükendi. Sonra da; "Ey oğlum! Sana o kadar nasihat ettim ki, şâyet bu nasihatler bir dağa verilseydi, dağ yarılır, parça parça olurdu." buyurdu. Oğlu da bu nasihatleri tuttu.
Sonuç
Lokman Hakim -aleyhisselâm-, Allah'ın kendisine verdiği hikmetle insanlığa ışık tutmuş, oğluna ve tüm insanlara örnek olacak nasihatler bırakmıştır. Onun sözleri, her çağda insanların yolunu aydınlatmaya devam etmektedir. Rabbimiz bizleri, onun gibi hikmet sahibi olanlardan ve nasihatlerini hayatına tatbik edenlerden eylesin. Amin.
