Alemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c.)'a hamd olsun. Salatü selam alemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) ve tüm inananların üzerine olsun.
Namazın Kılınışı ve Namazda Dua
Namazın farz ve vâciplerine, sünnet ve âdâbına uygun şekilde kılınışına ilmihal dilinde "sıfâtü's-salât" denilir. Namaz, İslam'ın beş şartından biri olup müminin Rabbi ile buluşması, O'na yakınlaşması ve kulluğunu arz etmesidir.
Namaz Nasıl Kılınır?
Namaz kılacak kişi abdestli ve kıbleye yönelik olarak durur. İki rekâtlık bir namazın kılınışı aşağıda adım adım anlatılmıştır:
1
Niyet ve İftitah Tekbiri: Ellerini kaldırarak اَللّٰهُ أَكْبَرُ "Allahüekber" der ve niyet eder. Ellerini bağlar.
2
Sübhaneke Duası: سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ وَتَبَارَكَ اسْمُكَ وَتَعَالَى جَدُّكَ وَلَا إِلَهَ غَيْرُكَ "Sübhâneke'llâhümme ve bihamdike ve tebârekesmüke ve teâlâ ceddüke velâ ilâhe gayrük" duasını okur.
3
Eûzü Besmele ve Fâtiha: أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ "Eûzü billâhi mine'ş-şeytâni'r-racîm" ve بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ "Bismillâhi'r-rahmâni'r-rahîm" der. Fâtiha sûresini okur ve âmin der.
4
Zamm-ı Sûre: Besmelesiz olarak bir sûre veya birkaç âyet okur. (Örneğin İhlâs Sûresi)
5
Rükû: اَللّٰهُ أَكْبَرُ diyerek rükûya gider. En az üç kere سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَظِيمِ "Sübhâne rabbiye'l-azîm" der.
6
Rükûdan Doğrulma: سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ "Semiallâhü limen hamideh" diyerek doğrulur ve رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ "Rabbenâ lekel-hamd" der.
7
Secde: اَللّٰهُ أَكْبَرُ diyerek secdeye gider. Önce dizler, sonra eller, sonra yüz yere konur. En az üç kere سُبْحَانَ رَبِّيَ الْأَعْلَى "Sübhâne rabbiye'l-a`lâ" der.
8
Oturuş (Celse): اَللّٰهُ أَكْبَرُ diyerek ara oturuşu (celse) yapar.
9
İkinci Secde: Tekrar اَللّٰهُ أَكْبَرُ diyerek ikinci secdeye gider ve yine üç kere سُبْحَانَ رَبِّيَ الْأَعْلَى "Sübhâne rabbiye'l-a`lâ" der.
10
İkinci Rekâta Kalkış: اَللّٰهُ أَكْبَرُ diyerek ikinci rek`ata kalkar. Bu rekât birinci rekât gibidir, ancak eller kaldırma, Sübhâneke ve Eûzü yoktur.
11
İkinci Rekâtın Sonunda Oturuş (Ka'de): İkinci secdeden sonra oturur ve Tahiyyât duasını okur: اَلتَّحِيَّاتُ لِلَّهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ، اَلسَّلَامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ، اَلسَّلَامُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ، أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ
12
Salavat ve Dua: Tahiyyât'tan sonra Salavat ve dua okur. Ardından selâm vererek namazı tamamlar.
Kılacağı namazın rek`at sayısı ikiden fazla ise yukarıdaki adımlar tekrarlanır. İkinci rek`attan sonraki oturuş "ilk oturuş" (ka`de-i ûlâ) olur. Bu oturuşta Tahiyyât'a bir şey eklenmez ve üçüncü rek`ata kalkılır. Namazın farz veya sünnet olmasına göre küçük farklılıklar vardır:
a) Farz Namaz: Üçüncü rek`atta Fâtiha'dan sonra sûre veya âyet okumayıp rükûa varılır. Dördüncü rek`at da aynı şekilde kılınır. Son oturuşta (ka`de-i ahîre) Tahiyyât, Salavat ve dualar okunup selâm verilir.
b) Sünnet / Nafile Namaz: Üçüncü rek`atta Fâtiha'dan sonra bir sûre veya birkaç âyet okunur. Dördüncü rek`at da aynı şekilde kılınır. Son oturuşta (ka`de-i ahîre) Tahiyyât, Salavat ve dualar okunup selâm verilir.
Salavat-ı Şerife
Salavat
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ، كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ، إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ. اللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ، كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ، إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ salleyte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîm. İnneke hamîdün mecîd. Allâhümme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ bârekte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîm. İnneke hamîdün mecîd.
"Allah'ım! Muhammed'e ve Muhammed'in âline rahmet et, tıpkı İbrahim'e ve İbrahim'in âline rahmet ettiğin gibi. Şüphesiz sen övgüye lâyıksın, yücesin. Allah'ım! Muhammed'i ve Muhammed'in âlini mübarek kıl, tıpkı İbrahim'i ve İbrahim'in âlini mübarek kıldığın gibi. Şüphesiz sen övgüye lâyıksın, yücesin."
Namazda Okunacak Dualar
Son oturuşta salavat getirdikten sonra yapılacak dua, âyetlerden iktibas edilebileceği gibi hadislerden de edilebilir.
Âyetlerden alınarak yapılabilecek duaya örnek:
Rabbenâ âtinâ fi'd-dünyâ haseneten ve fi'l-âhireti haseneten ve kınâ azâbe'n-nâr (el-Bakara 2/201)
Bakara Suresi 201
رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
Rabbenâ âtinâ fi'd-dünyâ haseneten ve fi'l-âhireti haseneten ve kınâ azâbe'n-nâr.
"Rabbimiz! Bize dünyada iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru."
Rabbenâ lâ tüziğ kulûbenâ ba`de iz hedeytenâ ve heb lenâ min ledünke rahmeten inneke ente'l-vehhâb (Âl-i İmrân 3/8)
Âl-i İmrân Suresi 8
رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً ۚ إِنَّكَ أَنتَ الْوَهَّابُ
Rabbenâ lâ tüziğ kulûbenâ ba`de iz hedeytenâ ve heb lenâ min ledünke rahmeten inneke ente'l-vehhâb.
"Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi eğriltme, bize katından bir rahmet bağışla. Şüphesiz sen, bol bol bağışta bulunansın."
Rabbic'alnî mukıme's-salâti ve min zürriyyetî rabbenâ ve tekabbel duâ. Rabbenağfir lî ve li-vâlideyye ve li'l-mü'minîne yevme yekumü`l hisâb (İbrâhîm 14/40-41)
İbrâhîm Suresi 40-41
رَبِّ اجْعَلْنِي مُقِيمَ الصَّلَاةِ وَمِن ذُرِّيَّتِي ۚ رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَاءِ رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ
Rabbic'alnî mukıme's-salâti ve min zürriyyetî rabbenâ ve tekabbel duâ. Rabbenağfir lî ve li-vâlideyye ve li'l-mü'minîne yevme yekumü`l hisâb.
"Rabbim! Beni ve soyumdan gelenleri namazı devamlı kılanlardan eyle. Rabbimiz! Duamı kabul buyur. Rabbimiz! Hesap gününde beni, ana-babamı ve müminleri bağışla."
Hadislerden iktibas edilebilecek duaya örnek:
Allahümme innî es'elüke mine'l-hayri küllihî mâ âlimtü minhü ve mâ lem a`lem ve eûzü bike mine'ş-şerri küllihî mâ âlimtü minhü ve mâ lem a`lem.
Hadis-i Şerif
اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مِنَ الْخَيْرِ كُلِّهِ مَا عَلِمْتُ مِنْهُ وَمَا لَمْ أَعْلَمْ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الشَّرِّ كُلِّهِ مَا عَلِمْتُ مِنْهُ وَمَا لَمْ أَعْلَمْ
Allahümme innî es'elüke mine'l-hayri küllihî mâ âlimtü minhü ve mâ lem a`lem ve eûzü bike mine'ş-şerri küllihî mâ âlimtü minhü ve mâ lem a`lem.
"Allahım! Bildiğim ve bilmediğim bütün hayırları senden istiyorum. Bildiğim ve bilmediğim bütün şerlerden de sana sığınıyorum."
Kaynak: İbn Mâce, Dua 2; Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 447-448
Türkçesi: "Allahım bildiğim bilmediğim bütün iyilikleri senden istiyorum, bildiğim bilmediğim bütün kötülüklerden sana sığınıyorum".
İsteyen bu duaların anlamlarını da söyleyebilir. Şimdi bu vesileyle namazda Türkçe dua etmenin namazı bozup bozmayacağı konusu ile Hz. Peygamber'den nakledilenlerden başka bir duanın namazda okunup okunamayacağı sorusuna açıklık getirmeye çalışalım.
Namazda Türkçe Olarak Dua Edilebilir mi?
"Namazda insanların kelâmından hiçbir şey uygun olmaz. Çünkü namaz ancak tesbih, tekbir ve Kur'an okumadan ibarettir" (Müsned, V, 447-448; Nesaî, "Sehv", 20; bk. Müslim, "Mesâcid", 35; Ebû Dâvûd, "Salât", 174).
Hadis-i Şerif
لَا يَصْلُحُ فِي الصَّلَاةِ شَيْءٌ مِنْ كَلَامِ النَّاسِ، إِنَّمَا الصَّلَاةُ التَّسْبِيحُ وَالتَّكْبِيرُ وَقِرَاءَةُ الْقُرْآنِ
Lâ yasluhu fi's-salâti şey'ün min kelâmi'n-nâs. İnneme's-salâtu't-tesbîhu ve't-tekbîru ve kırâetü'l-Kur'ân.
"Namazda insanların kelâmından hiçbir şey uygun olmaz. Çünkü namaz ancak tesbih, tekbir ve Kur'an okumadan ibarettir."
Kaynak: Müsned, V, 447-448; Nesaî, "Sehv", 20; Müslim, "Mesâcid", 35; Ebû Dâvûd, "Salât", 174
Hadiste geçen "insanların kelâmı" sözü, başka biriyle karşılıklı konuşmak anlamına gelebileceği gibi insanların kendi aralarındaki konuşmaları türünden konuşma, gündelik konuşma ve insan sözü anlamına da gelebilir.
"Namaz ancak tesbih, tekbir ve Kur'an okumadan ibarettir" ifadesi ise, hasr ifade edecek şekilde anlaşılacak olursa, namazda bunların dışında bir şey yapılamayacağı sonucu çıkar. Nitekim bazı Hanefîler bu noktadan hareketle Kur'an lafızları dışında bir şeyle namazda dua edilemeyeceğini söylemişlerdir. Diğer âlimler ise, namazda konuşma yasağının Mekke döneminde geldiğini, halbuki namazdaki özel dua ve zikirlerin pek çoğunun Medine döneminde hadislerle sabit olduğunu ve bu hadislerin "Namaz tesbitten ibarettir" hadisinin kapsamını daralttığını öne sürerek, namazda her türlü lafızla dua edilebileceğini savunmuşlardır.
Hz. Peygamber bir gün namaz kılarken arkasında bir adamın "Ey Allahım, bana ve Muhammed'e merhamet et, başka da hiç kimseye merhamet etme" diye dua ettiğini duymuş, selâm verdikten sonra bu şekilde dua eden bedevîye dönerek "Geniş olan bir şeyi (Allah'ın rahmetini) daralttın" demiştir (Buhârî, "Edeb", 27).
Hadis-i Şerif
إِنَّ رَجُلًا صَلَّى خَلْفَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ: اللَّهُمَّ ارْحَمْنِي وَمُحَمَّدًا وَلَا تَرْحَمْ مَعَنَا أَحَدًا، فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لَقَدْ حَجَرْتَ وَاسِعًا
İnne racülen sallâ halfe'n-nebiyyi sallallâhu aleyhi ve sellem fe kâle: Allâhümme'rhamnî ve Muhammeden ve lâ terham meânâ ehaden. Fe kâle'n-nebiyyu sallallâhu aleyhi ve sellem: Lekad haccerte vâsi'an.
"Bir adam Nebî (s.a.v.)'in arkasında namaz kıldı ve: 'Allah'ım! Bana ve Muhammed'e merhamet et, bizimle birlikte kimseye merhamet etme' dedi. Bunun üzerine Nebî (s.a.v.): 'Geniş olan bir şeyi (Allah'ın rahmetini) daralttın' buyurdu."
Kaynak: Buhârî, "Edeb", 27
Hz. Peygamber, namazda bu şekilde dua ettiği için o kişiye namazı yeniden kılmasını söylememiş, sadece bencillik yapmaması için uyarmıştır. Bu olay, namaz kılan kimsenin namazın dua ve münâcâta ayrılmış bu bölümünde Kur'an ve Sünnet lafızları dışında fakat onlara uygun içerikte sözlerle istediği gibi dua edebileceğini göstermektedir.
Hz. Peygamber rükûdan doğrulurken "Semiallahü limen hamideh" demiş, kendisiyle birlikte namaz kılan arkadaşlarından Rifâa "ve leke'l-hamd hamden kesîren tayyiben mübâreken fîh" diye ilâve etmiş; Hz. Peygamber selâm verince arkaya dönerek "Demin konuşan kimdi?" diye sormuş; Rifâa "Bendim" deyince, bunun üzerine Hz. Peygamber, "Otuz küsur melek gördüm, senin söylediğin o sözü önce yazıp göğe götürmek için birbirleriyle yarışıyorlardı" diyerek, Rifâa'nın ihdas ettiği bu sözü onaylamıştır (bk. Şevkânî, II, 317-322).
Hadis-i Şerif
سَمِعْتُ رَجُلًا يَقُولُ وَهُوَ فِي الصَّلَاةِ: رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ حَمْدًا كَثِيرًا طَيِّبًا مُبَارَكًا فِيهِ، فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لَقَدْ رَأَيْتُ بِضْعَةً وَثَلَاثِينَ مَلَكًا يَبْتَدِرُونَهَا أَيُّهُمْ يَكْتُبُهَا أَوَّلَ
Semiu racülen yekûlu ve huve fi's-salâti: Rabbenâ ve leke'l-hamdü hamden kesîren tayyiben mübâreken fîh. Fe kâle'n-nebiyyu sallallâhu aleyhi ve sellem: Lekad reeytu bid'aten ve selâsîne meleken yebtedirûnehâ eyyuhum yektubuhâ evvel.
"Namaz kılan bir adamın: 'Rabbimiz! Sana hamd olsun, çok, temiz ve mübarek bir hamd ile' dediğini işittim. Bunun üzerine Nebî (s.a.v.): 'Otuz küsur meleğin, bunu ilk yazmak için birbirleriyle yarıştıklarını gördüm' buyurdu."
Kaynak: Şevkânî, II, 317-322; Buhârî, Ezan 124
Bu hadisler, namazda konuşma yasağının başka biriyle konuşmaya ilişkin olduğunu, içerik bakımından uygun olmak şartıyla, kişinin istediği lafızlarla dua edebileceğini göstermektedir.
Önemli Uyarı: Namazda "Ey Allahım, beni evlendir, karnımı doyur" gibi insanların konuşmalarına benzeyen sözler söylenirse, Hanefîler'e göre bunu söyleyen kişinin namazı bozulur. Çünkü bu söz, Kur'an'daki dualara ve Hz. Peygamber'in namazda okuduğu veya okunabileceğini bildirdiği dualara benzememekte, içerik olarak namazın genel çerçevesine aykırı düşmektedir. Fakat Şâfiî, dünyevî bir arzunun gerçekleşmesine yönelik olmakla birlikte sonuçta bunun da bir dua olduğunu, dolayısıyla bu şekilde dua etmekle namazın bozulmayacağını ileri sürmüştür.
Namaz Hakkında Merak Edilenler
Namazda Türkçe dua etmek caiz midir?
Namazda Türkçe dua etmek, içerik olarak Kur'an ve Sünnet'e uygun olduğu sürece caizdir. Hz. Peygamber (s.a.v.)'in namazda farklı lafızlarla dua eden sahabeleri uyarması ve onaylaması bunu göstermektedir. Ancak "Ey Allahım, beni evlendir" gibi gündelik konuşma diline benzeyen ifadelerle dua etmek Hanefîler'e göre namazı bozar.
Namazda hangi dualar okunabilir?
Namazda Kur'an'dan ayetler, Hz. Peygamber (s.a.v.)'in öğrettiği dualar ve bunların anlamları okunabilir. Ayrıca içerik olarak uygun olmak şartıyla kişi kendi duasını da yapabilir. En faziletlisi Kur'an ve Sünnet'te geçen dualardır.
Namazın farzları nelerdir?
Namazın farzları 12'dir: 6'sı namazın dışında, 6'sı namazın içinde olmak üzere. Dışındaki farzlar: Hadesten taharet, necasetten taharet, setr-i avret, istikbal-i kıble, vakit, niyet. İçindeki farzlar: İftitah tekbiri, kıyam, kıraat, rükû, secde, ka'de-i ahîre.
Kaynakça:
1) Müsned, V, 447-448; Nesaî, "Sehv", 20; Müslim, "Mesâcid", 35; Ebû Dâvûd, "Salât", 174
2) Buhârî, "Edeb", 27
3) Buhârî, Ezan 124; Şevkânî, II, 317-322
4) İbn Mâce, Dua 2; Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 447-448
5) el-Bakara 2/201, Âl-i İmrân 3/8, İbrâhîm 14/40-41
6) TDV İslami Araştırmalar Merkezi, İlmihal