Cuma Namazı ve Cuma Günü
Alemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c.)'a hamd olsun. Salatü selam alemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) ve tüm inananların üzerine olsun.
Cuma'nın Tanımı
Cuma günü öğlen namazı vakti içinde bir hutbeden sonra cemaatle ve cehren kılınan iki rekât farz-ı ayn namazdır. Cuma Arapça bir isim olup, "toplanma, bir araya gelme, toplu dostluk" anlamlarına gelir. Sözlükte cumua ve cumea şeklinde de okunur.
Bir terim olarak perşembe günü ile cumartesi arasındaki günün adı olduğu gibi, aynı gün öğle vaktinde kılınan iki rekât farz namazın da adıdır. Cuma gününe, Müslümanların ibadet için mescidde toplanmaları sebebiyle bu isim verilmiştir.
Cuma gününe İslâm'dan önce "yevmu'l-arube" denirdi. Süheylî'ye göre bu isim süryânîce olup "rahmet" manasına gelmektedir.
- Cumartesi: Şeyar
- Pazar: Evvel
- Pazartesi: Ehven
- Salı: Cebar
- Çarşamba: Debar
- Perşembe: Mûnes
Cuma Gününün Fazileti
Cuma gününün üç saatinin sonunda öyle bir an vardır ki, o anda dua edenin duası kabul olunur. (Ahmed b. Hanbel, II, 311)
Cuma Namazının Hükmü
Cuma namazının farziyyeti Kitab, Sünnet ve icmâ-i ümmet ile sabittir.
Cuma'yı Terk Edenler Hakkında
Cuma Namazının Şartları
Câbir b. Abdullah'ın naklettiği bir hadiste şartlar şöyle belirlenmiştir:
A) Erkek olmak: Cuma namazı kadınlara farz değildir. Ancak namazı cemaatle kılarlarsa bu yeterli olup, öğle namazını kılmaları gerekmez.
B) Hür olmak: Hürriyetten yoksun bulunan esir ve kölelerle, ceza evindeki hükümlülere Cuma günü öğle namazını kılmaları yeterlidir.
C) Mukîm olmak: Yolcuya Cuma namazı farz değildir.
D) Hasta olmamak veya bazı özürler bulunmamak: Namaza gidince hastalığının artmasından veya uzamasından korkan kimselere Cuma farz olmaz.
Cuma Hutbesi
Peygamber (s.a.s.) Cuma hutbesi için bir hurma kütüğü edinmiş, ensârdan bir kadının aynı zamanda marangoz olan kölesinin ılgın ağacından yaptığı üç ayaklı minber, mescide konuncaya kadar onun üzerinde Cuma hutbelerini okumuştur.
Yeni minber gelip de Peygamber (s.a.s.) hutbe için üzerine çıkınca eski hurma kütüğünden deve iniltisi gibi bir ses çıkmış, Peygamber de inerek elini üzerine koyunca susmuştur.
Cuma namazının ilk rek'atında ekseriyetle Cumua sûresini ve ikinci rek'atta da Münâfıkun sûresini yüksek sesle okurdu. Cemaat en fazla Cuma namazında toplandığı için, Cumua sûresini okumakla, onlara cuma'nın âdâb ve erkânını öğretmiş ve Münâfıkûn sûresini okumakla da, münâfıklardan sakınmaları lüzumunu ihtar etmiş oluyordu.
Cuma namazı, Müslümanların haftalık toplantısıdır. Kitap, Sünnet ve icmâ-i ümmet ile sabit olan Cuma namazı, gücü yeten ve şartları kendinde bulunan her mükellef müslümana farz-ı ayındır. İki rek'at olan Cuma namazını herhangi bir sebepten kılamamış olanlar, öğle namazını dört rek'at olarak kılarlar.
[1] Cuma Sûresi, 62/9
[2] Müslim, Cumua, 5
[3] Buhârî, Cumua, 6
[4] Ebû Dâvud, Salât 210
[5] Müslim, Cumua, 2, hadis no: 850