İlahi Dinlerde Tesettür
Alemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c.)'a hamd olsun. Salatü selam alemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) ve tüm inananların üzerine olsun.
Tesettür, kadın ve erkeğin namazda ve namaz dışında avret mahallini örtmesi demektir.
Allah, Hz. Adem ve Hz. Havva'nın çıplaklığını örtmüştü, yasağın ihlalinden sonra ise örtüyü kaldırmış, çıplaklıklarının utancını gidermede onları kendi çabalarıyla bırakmıştı. Kur'an'a göre Hz. Adem ile Hz. Havva, örtünme güdüleri ve bu yüzden örtünme çabalarıyla birlikte yeryüzüne indirilmişlerdi.
İnsanlar yeryüzündeki görevlerini unutarak dinlerinden saptıkça, kadının örtünme olgusu da saptırılmıştır.
Yahudilerde Tesettür:
Yahudiler, tesettürü kadına zulmetme ve buyurma aracı olarak gördüler. Talmut'a göre, başına örtü örtmeden sokaklarda dolaşan bir kadını kocası mehir ödemeden boşama hakkına sahiptir. Talmut müfessirleri kadının kaburga kemiğinden yaratıldığı kabulünü olduğu gibi, onun örtülü oluşunu da mütevazi, alçakbaşlı ve haddini bilir olması gerekliliğiyle açıklıyorlardı. Böylece kadının örtünmüşlüğü bu inanışla ezilmişliği ifade eden bir araç olmaktan ileri geçmiyordu.
Hıristiyanlarda Tesettür:
Tahrif edilmiş İncil'de ise, kadınların örtünmelerini, erkeklerin kadınlar karşısındaki üstünlüğünü ifade etmesiyle açıklamıştır. Pavlus'a göre, son derece alımlı bir şey olan kadının uzun saçı, ona örtülmesi için verilmiştir. (İncil, Korintoslulara Mektuplar: 39)
Bu konudaki görüşlerini Korintoslular'a yazdığı bir mektupta açıklayan Pavlus, Tarsus'lu ve yahudi kökenli bir havaridir. Pavlus'a göre her erkeğin başı Hz. İsa'yı, bir kadının başı ise kocasını temsil etmektedir. Bu yüzden, başına bir şey koyarak ibadet eden erkek ile başına bir şey koymadan ibadet eden kadın, başlarını kirletmektedir. "Çünkü böyle bir kadın, saçları kökünden kazınmış bir kadının ta kendisidir. Bir kadın başını örtmüyorsa, saçını kestirsin. Ama saçını kısa kestirmek veya kazıtmak, bir kadın için aynı şekilde utanç verici bir şeydir. Kadın başını da örtmelidir. Erkek tanrının kopyesi ve onun yansımış ışığı olduğu için, başını örtmez. Ama kadın örtünmeli, çünkü o erkeğin yansımış ışığıdır. Başlangıçta erkek kadından yaratılmadı, tersine kadın erkekten yaratıldı. Kadın, erkek için yaratıldı. Ama, erkek kadın için yaratılmadı. Kadın bu sebepten de başının üzerine bir şeyler örtmelidir. Meleklerden ötürü, onlara karşı koruyucu bir güç olarak ve şimdi siz kendinizi yargılayın, kadının örtünmeden tanrıya ibadeti yakışır mı?" (İncil, Korintoslulara Mektuplar: 393)
Yahudi ve Hıristiyan Geleneğinde Başörtüsü:
Başörtüsü Yahudiler için, putperest kadınlarda olmayan bir ar ve namus simgesi idi. Ayrıca, ibadet ederlerken de başlarının örtülü olmasına dikkat ediyorlardı. Hatta sabah duasını tallit denilen, ipek ya da yünden yapılmış kenarları püsküllü dörtgen biçiminde özel bir kumaş örtüyü örtme geleneği Yahudilerde devam etmektedir.
Baş örtüsü Hristiyan kadınlar arasında yaygındı. Başörtüsünün dindar Hristiyanlar için taşıdığı anlam, Hristiyan bilgini Tetullin'in kadınların başlarını örtmeye çağrısında tanımını bulmaktadır. "Bakire yalvarırım başını bir örtüyle ört! İffetli edep silahına sarıl, etrafını hicab duvarıyla çevir, cinsiyetine ne kendi bakışlarının, ne de gelip geçen bakışlarının sızmayacağı bir duvar ör, kadınlara ait bu giysiyi bakireliğini korumak için taşı."
Hristiyan toplumlarda başörtüsü, asırlar boyu kadının evli olduğunu gösteren işaretti. Evli olan bir kadının başı şöyle örtülürdü: saçını içine toplamış olduğu ağın üzerine, yüzünü de kapatan bir baş örtüsü örter, bu baş örtüsü kalçaya kadar iner, bazen önden açık bırakılır veya çene altında bir iğne ile tutturulurdu.
