((¯`» WwW.RavzaRadyo.Tr.Gg «´¯)) ((¯`» İslam Dünyasına Açılan Eşsiz Bir Kapı «´¯)) Ravza Radyo | İslami Radyo, Teknoloji, Yapay Zeka, Forum ve Dini İçerik
Bismillahirrahmanirrahim / بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
Hicri yükleniyor...
Miladi yükleniyor...
--:--:--
İmsak --:-- Güneş --:-- Öğle --:-- İkindi --:-- Akşam --:-- Yatsı --:--
Reklam
Canlı Stüdyo Ravza Haber Saati 13:00
×

Ravza Radyo'da Ara

Neredeyim: HzZulkarneyn Sayfamıza Hoşgeldiniz
Buradasın : HzZulkarneyn

Ravza- Radyo Sayfamıza Hoş Geldiniz

((¯`» WwW.RavzaRadyo.Tr.Gg «´¯)) ((¯`» İslam Dünyasına Açılan Eşsiz Bir Kapı «´¯))

HzZulkarneyn

Zülkarneyn Aleyhisselâm
Reklam
Peygamberler Zülkarneyn Aleyhisselâm
Bismillahirrahmanirrahim

Zülkarneyn Aleyhisselâm

Alemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c.)'a hamd olsun. Salatü selam alemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) ve tüm inananların üzerine olsun.

İslam'da Kadın

Kur'ân-ı kerim'de kıssası anlatılan, doğuya ve batıya seferler yapmış, Allah'ın kendisine büyük kudret verdiği salih bir zât.

Kehf Suresi 83-86
وَيَسْأَلُونَكَ عَن ذِي الْقَرْنَيْنِ ۖ قُلْ سَأَتْلُو عَلَيْكُم مِّنْهُ ذِكْرًا . إِنَّا مَكَّنَّا لَهُ فِي الْأَرْضِ وَآتَيْنَاهُ مِن كُلِّ شَيْءٍ سَبَبًا . فَأَتْبَعَ سَبَبًا . حَتَّىٰ إِذَا بَلَغَ مَغْرِبَ الشَّمْسِ وَجَدَهَا تَغْرُبُ فِي عَيْنٍ حَمِئَةٍ وَوَجَدَ عِندَهَا قَوْمًا ۗ قُلْنَا يَا ذَا الْقَرْنَيْنِ إِمَّا أَن تُعَذِّبَ وَإِمَّا أَن تَتَّخِذَ فِيهِمْ حُسْنًا
Ve yes'elûneke an żi'l-qarneyn, qul se etlû aleykum minhü żikrâ. İnnâ mekkennâ lehû fi'l-ardı ve âteynâhü min külli şey'in sebebâ. Fe etbea sebebâ. Hattâ izâ beleğa mağribe'ş-şemsi vecede-hâ tagrubu fî aynin hamie'tin ve vecede indehâ qavmâ, qulnâ yâ ża'l-qarneyni immâ en tuazzibe ve immâ en tettehıze fîhim hüsnâ.
"Sana Zülkarneyn'den soruyorlar. De ki: Ona dair size bir hatıra okuyacağım. Doğrusu biz, onu yeryüzünde güçlü kıldık ve ona her şeyde bir sebep (yol, vasıta) verdik. O da bir yol tuttu. Nihayet güneşin battığı yere varınca, onu kara bir çamurda batıyor buldu. Yanında da bir kavim gördü. Dedik ki: Ey Zülkarneyn! Ya onları cezalandırırsın veya haklarında güzel muamele edersin."

Zülkarneyn (a.s.), peygamber veya veli olarak bilinir. Kur'ân-ı kerim'de kıssası, doğuya ve batıya seferleri zikredilmiştir. Asıl ismi İskender'dir. Doğuya ve batıya gittiği için İskender-i Zülkarneyn diye anılmıştır. Nûh aleyhisselâmın oğlu Yâfes'in soyundandır. Peygamber olup olmadığı açıkça bildirilmedi. Yemen'de yaşamış olan Münzir İskender ile Aristo'nun talebesi olan Makedonyalı İskender'den daha önce yaşadı.


Allah'ın Zülkarneyn'e Verdiği Kudret

Zülkarneyn aleyhisselâm Allahü teâlâya niyâzda bulunup; kendisine kuvvet vermesini, insanlar arasında hangi ilim ve adâletle hükmetmesi gerektiğinin bildirilmesini istedi. Allahü teâlâ şöyle buyurdu: "Sana verdiğim vazifeyi yapabilmen için kuvvet ihsân ederim. Göğsünü açarım. Her şeye gücün yetecek hâle gelirsin. Anlayışını açar, konuşmanı genişletirim, kulağını açarım, tâ uzaktakileri işitirsin. Basiretini genişletirim, çok uzakları görür, her şeye nüfûz edersin."

İki Sancak: Ayrıca beyaz ve siyah olmak üzere iki sancak ihsân etti. Zifiri karanlık olan gecede beyaz sancağı açınca, ortalık aydınlığa gark olurdu. Gündüz harp ederken düşman askerinin karanlıkta kalmasını arzu ederse siyah sancağını açar, düşman tarafı zifiri karanlık, kendi tarafı aydınlık olur, böylece düşmana kısa zamanda gâlip gelirdi.

Allahü teâlâ hazret-i Zülkarneyn'in emrine bulutları ve başka vâsıtaları verdi. Ona ilim ve kudret, insanlar üzerine tasarruf hâkimiyeti verdi. Teyzesinin oğlu Hızır aleyhisselâmı kendisine vezir, ordusuna kumandan tâyin etti.


Batı Seferi

Allahü teâlânın emriyle müminlerden meydana gelen ordusu ilk önce batıya yürüdü. Vardığı yerlerde kâfirleri hak dine dâvet etti. İnsanlara iyilik ve ihsânlarda bulundu. İnanmayanlarla harp etti. Batıda meskûn (yerleşilmiş) yerlerin sonuna vardı. Artık karalar bitmiş denizler başlamıştı.

Batıdaki Kavim: Oraya vardığı sırada orada bir kavim buldu. Bu kavim kâfir olup vahşi hayvan derisinden elbise giyerler, denizin dışarı attığı balık cinsinden şeyleri yiyerek geçinirlerdi. Zülkarneyn aleyhisselâm bu kavmi, güzel muâmelede bulunarak hak dine dâvet etti. Kavimden bir kısmı imânla şereflendi bir kısmı ise imân etmekten yüz çevirdi. Zülkarneyn aleyhisselâm inanmayanların üzerine yürüdü ve onları karanlıkta bıraktı. Onlar karanlıkta ne yapacaklarını bilemediler. Sonunda pişman olup tövbe ettiler ve Allahü teâlânın varlığına, birliğine inandılar.

Kehf Suresi 87-88
قَالَ أَمَّا مَن ظَلَمَ فَسَوْفَ نُعَذِّبُهُ ثُمَّ يُرَدُّ إِلَىٰ رَبِّهِ فَيُعَذِّبُهُ عَذَابًا نُكْرًا . وَأَمَّا مَنْ آمَنَ وَعَمِلَ صَالِحًا فَلَهُ جَزَاءً الْحُسْنَىٰ ۖ وَسَنَقُولُ لَهُ مِنْ أَمْرِنَا يُسْرًا
Kâle emmâ men zaleme fe sevfe nuazzibuhû summe yuraddu ilâ rabbihî fe yuazzibuhû azâben nukrâ. Ve emmâ men âmene ve amile sâlihan fe lehû cezâen'l-husnâ, ve senekûlu lehû min emrinâ yusrâ.
"Dedi ki: 'Haksızlık edene gelince, onu cezalandıracağız. Sonra Rabbine döndürülecek ve O da onu görülmemiş bir azaba uğratacak. İman edip salih amel işleyene gelince, ona da güzel bir karşılık vardır. Ve ona emrimizden kolay olanı söyleyeceğiz.'"

Doğu Seferi

Zülkarneyn aleyhisselâm müminlerden kurduğu ordusu ile uğradığı her yerdeki bütün insanları hak dine dâvet etti. Allahü teâlâya imân ve ibâdete çağırdı. İmân etmeyenler cezâlarını gördüler. Yaya olarak Mekke-i mükerremeye gitti ve haccetti. İbrâhim aleyhisselâmla görüşüp hayır duâsını aldı. Nasihatlerine kavuştu.

Güneşin Doğduğu Yer: Daha sonra doğuya yöneldi. Güneşin ilk ışıklarının vurduğu en uçtaki kara parçasına vardı. Zülkarneyn aleyhisselâm orada, yer altındaki manzenlerde yaşayan kavmi hak dine dâvet etti.

Kehf Suresi 89-90
ثُمَّ أَتْبَعَ سَبَبًا . حَتَّىٰ إِذَا بَلَغَ مَطْلِعَ الشَّمْسِ وَجَدَهَا تَطْلُعُ عَلَىٰ قَوْمٍ لَّمْ نَجْعَل لَّهُم مِّن دُونِهَا سِتْرًا
Summe etbea sebebâ. Hattâ izâ beleğa matlia'ş-şemsi vecede-hâ tatluu alâ qavmin lem nec'al lehüm min dûnihâ sitrâ.
"Sonra yine bir yol tuttu. Nihayet güneşin doğduğu yere varınca, onu, kendileriyle güneş arasına bir örtü koymadığımız bir kavim üzerine doğar buldu."

Kuzey Seferi ve Ye'cüc-Me'cüc Seddi

Daha sonra kuzeye bir sefer yaptı. İki dağ arasına vardı. O iki dağın yakınında oturan kalabalık bir kavimle karşılaştı. O kavmi de hak dine dâvet etti. Kavmin pâdişâhı Zülkarneyn aleyhisselâmı iyilikle karşıladı ve hediyeler takdim etti. Bütün kavmiyle birlikte hak dini kabul etti.

Ye'cüc ve Me'cüc Seddi: Zülkarneyn aleyhisselâmın iltifatlarına kavuştu. Ye'cüc ve Me'cüc adlı kavimlerin zararından şikâyette bulundu. Zülkarneyn aleyhisselâm o kavimle birlikte Ye'cüc ve Me'cüc'ün zararından korunmak için sed yaptı. Sedi rivâyetlere göre Asya'nın doğusundaki mümin Türklerin ricâsı üzerine inşâ etmişti. İki dağ arasına taş ve demirden yapılmış olan bu sed bugünkü Çin seddinden başkadır.

Kehf Suresi 92-98
ثُمَّ أَتْبَعَ سَبَبًا . حَتَّىٰ إِذَا بَلَغَ بَيْنَ السَّدَّيْنِ وَجَدَ مِن دُونِهِمَا قَوْمًا لَّا يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ قَوْلًا . قَالُوا يَا ذَا الْقَرْنَيْنِ إِنَّ يَأْجُوجَ وَمَأْجُوجَ مُفْسِدُونَ فِي الْأَرْضِ فَهَلْ نَجْعَلُ لَكَ خَرْجًا عَلَىٰ أَن تَجْعَلَ بَيْنَنَا وَبَيْنَهُمْ سَدًّا . قَالَ مَا مَكَّنِّي فِيهِ رَبِّي خَيْرٌ فَأَعِينُونِي بِقُوَّةٍ أَجْعَلْ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ رَدْمًا . آتُونِي زُبَرَ الْحَدِيدِ ۖ حَتَّىٰ إِذَا سَاوَىٰ بَيْنَ الصَّدَفَيْنِ قَالَ انفُخُوا ۖ حَتَّىٰ إِذَا جَعَلَهُ نَارًا قَالَ آتُونِي أُفْرِغْ عَلَيْهِ قِطْرًا . فَمَا اسْطَاعُوا أَن يَظْهَرُوهُ وَمَا اسْتَطَاعُوا لَهُ نَقْبًا . قَالَ هَٰذَا رَحْمَةٌ مِّن رَّبِّي ۖ فَإِذَا جَاءَ وَعْدُ رَبِّي جَعَلَهُ دَكَّاءَ ۖ وَكَانَ وَعْدُ رَبِّي حَقًّا
Summe etbea sebebâ. Hattâ izâ beleğa beyne's-seddeyni vecede min dûnihimâ qavmen lâ yekâdûne yefqahûne qavlâ. Qâlû yâ ża'l-qarneyni inne ye'cûce ve me'cûce mufsidûne fi'l-ardı fe hel nec'alu leke harcen alâ en tec'ale beynenâ ve beynehüm seddâ. Qâle mâ mekkennî fîhi rabbî hayrun fe e'înûnî bi quvvetin ec'al beynekum ve beynehüm redmâ. Âtûnî zubera'l-hadîd, hattâ izâ sâvâ beyne's-sadefeyni qâle enfuhû, hattâ izâ ce'alehû nâran qâle âtûnî ufrig aleyhi qıtrâ. Fe mâstâû en yazherûhu ve mâstetâû lehu naqbâ. Qâle hâzâ rahmetun min rabbî, fe izâ câe va'du rabbî ce'alehû dekkâe, ve kâne va'du rabbî haqqâ.
"Sonra yine bir yol tuttu. Nihayet iki set arasına ulaştı. Onların önünde, hemen hemen hiçbir söz anlamayan bir kavim buldu. Dediler ki: 'Ey Zülkarneyn! Ye'cüc ve Me'cüc bu yerde bozgunculuk yapmaktadır. Onlarla bizim aramıza bir set yapman için sana bir vergi verelim mi?' Dedi ki: 'Rabbimin beni içinde bulundurduğu imkân daha iyidir. Siz bana gücünüzle yardım edin de sizinle onlar arasına bir engel yapayım. Bana demir kütleleri getirin.' Nihayet dağların iki ucunu denkleştirdiği vakit: 'Üfleyin!' dedi. Onu ateş haline getirince: 'Bana erimiş bakır getirin, üzerine dökeyim.' dedi. Artık onu ne aşabildiler ne de delebildiler. Zülkarneyn: 'Bu, Rabbimin bir rahmetidir. Rabbimin vaadi gelince, onu dümdüz edecektir. Rabbimin vaadi haktır.' dedi."

Mezar ve Vasiyeti

Zülkarneyn aleyhisselâm bir seferi esnâsında hiçbir dünyâ malı ve serveti olmayan, rızıklarını sebzeden temin eden bir kavme rastladı. Ayrıca bu kavimde herkes kendi mezarını kazar, hergün mezarını temizler ve ibâdetlerini burada yaparlardı. Zülkarneyn aleyhisselâm o kavmin hükümdarıyla da görüştü. Hükümdar kendilerinin dünyâya önem vermediklerini, âhiretini hatırlamak için de ibâdetlerini mezarlarda yaptıklarını anlattı.

Vasiyeti: Zülkarneyn aleyhisselâm Allahü teâlânın yardımıyla, doğu, batı ve kuzeydeki bütün ülkeleri feth edip, vazifesini tamamladıktan sonra askerine izin verdi. Kendisi Medine ile Şam arasında Dûmet-ül-Cendel denilen yerde insanlardan ayrıldı. Vefât etmeden önce yakınlarına "Ben vefât edince usûlüne uygun yıkayıp kefenleyin. Sonra tabuta koyun. Yalnız kollarım dışarda sarkık kalsın. Hazinelerimi de katırlara yükleyin" diye vâsiyette bulundu. Söyledikleri aynen yapıldı. Az bir zaman sonra da vefât etti. Mekke'ye veya Mekke civârındaki Tehâme Dağlarında bir yere defnedildi.

İskender-i Zülkarneyn böyle vâsiyet etmekle "Arkamdan gelen ordular ile doğu ve batıya hâkim oldum. Hizmetçilerim emrimden çıkmadı. Dünyâyı baştan başa tuttum. Sayısız hazinelerim vardı. Fakat bütün bu dünyâ nimetleri kalıcı değildir. Gördüğünüz gibi mezâra eller boş gidiliyor. Dünyâ malı dünyâda kalıyor. Sizler âhirette de faydalı olacak işler yapın." demek istedi.


Hadis-i Şerif

Peygamber efendimiz, sallallahü aleyhi ve sellem buyurdu ki:

"İsmini duyduğunuz kimselerden yeryüzüne dört kişi mâlik oldu. İkisi mümin ikisi kâfir idi. Mümin olan ikisi Zülkarneyn ile Süleymân (aleyhisselâm) idi. Kâfir olan ikisi de Nemrûd ile Buhtunnasar idi. Beşinci olarak yeryüzüne benim evlâdımdan biri yâni Mehdi mâlik olacaktır."


Sonuç

Zülkarneyn Aleyhisselâm, Allah'ın kendisine verdiği büyük kudret ve imkânlarla doğu, batı ve kuzeydeki ülkeleri fethetmiş, insanları hak dine davet etmiş ve Ye'cüc-Me'cüc seddini inşa etmiştir. O, dünya malına önem vermeyen, tevazu sahibi, adaletli ve Allah'a tam teslimiyet gösteren bir zattır. Kur'ân-ı kerim'in Kehf sûresinde kıssası anlatılmaktadır. Rabbimiz bizleri, onun gibi adaletli, Allah'a teslim olmuş ve dünyaya gönül vermemiş kullarından eylesin. Amin.

Yazar
Ravza Radyo
Bugün 15 ziyaretçi (22 klik) kişi burdaydı!
Reklam Alanları
Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver Buraya Reklam Ver
Canli Yayin Ravza Radyo Ana
Bu web sitesi Bedava-Sitem.com ile ücretsiz oluşturuldu. Siz de kendi web sitenizi ister misiniz?
Ücretsiz kayıt ol