Ravza Radyo | Canli Yayin Portali
Bismillahirrahmanirrahim / بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
Canli Studyo Ravza Haber Saati 13:00
Neredeyim:Mirac Kandili Sayfamıza Hoşgeldiniz
13
Bugün Ziyaretçi
246
Bugün Tıklama
172052
Toplam Ziyaretçi
347518
Toplam Tıklama
us
Ziyaretçi Ülkesi
216.73.217.60
IP Adresi
Online Kişi
Mirac Kandili
Mevcut Sayfa

((¯`» Ravza-Radyo «´¯)) ((¯`» İslam Dünyasına Açılan Eşsiz Bir Kapı «´¯))

Mirac Kandili

Alemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c.)'a hamd olsun. Salatü selam alemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) ve tüm inananlarin üzerine olsun.

MiRAC KANDiLi

 17_1
 "Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir kismini gösterelim diye (Muhammed)
kulunu Mescid-i Harâm'dan, çevresini mübarek kildigimiz Mescid-i Aksâ'ya
götüren Allah noksan sifatlardan münezzehtir; O, gerçekten isitendir,
görendir." (Isra :1)


 
 Mirac Gecesi, Recep ayinin 27. gecesidir. Mirac mucizesi, hicretten bir buçuk
yil önce, 621 yili baslarinda vuku bulmustur. Olayin iki asamasi vardir.
Birinci asamada Hz. Peygamber (s.a.v) Mescidül-Haram'dan Beytü'l-Makdis'e
(Kudüs) götürülür. Kur'an'in andigi bu asama, gece yürüyüsü anlaminda isra
adini alir. Ikinci asamayi ise H z. Peygamber (s.a.v)'in Beytü'l-Makdis'ten
Allah'a yükselisi olusturur. Mirac olarak anilan bu yükselme olayi Kur'an'da
anilmaz, ama çok sayidaki hadis-i serifde ayrintili biçimde anlatilir.

 Hadis kitaplarinda rivayet edildigi üzere:

 Hz. Peygamber (s.a.v) Burak ile Beytü'l Makdis'e vardiktan sonra oradaki
büyük ve sert kayadan göge çikarildi. Her bir gökte peygamberlerden biriyle
görüstü, nice nice melekler gördü. Cennet ve cehennemin durumlarini gördü,
Sidre-i Müntehâ'ya geçti, Allah'in melekût âleminden bir çok acaib seyler
gördü. Nihayet bes vakit namazin farz kilinmasi emri ile ayni gecede geri
döndü.
 

 Sabahleyin Mescid-i Haram'a çikip Kureys'e haber verdi. Hayret etmek ve kabul
etmemekten kimi el çirpiyor, kimi elini basina koyuyordu. Iman etmis
olanlardan bazilari dönüp dinden çikti. Birtakim erkekler Ebû Bekir'e kostular.

 Ebu Bekir;

 "Eger o, bunu söylediyse süphesiz dogrudur" dedi.

 Onlar:

 "Onu bu konuda da mi tasdik ediyorsun?" dediler.

 O da:

 "Ben onu bundan daha ötesinde tasdik ediyorum, sabah aksam gökten getirdigi
haberleri yani peygamberligini tasdik ediyorum" dedi. Bunun üzerine kendisine
Siddik unvani verildi.

 Kureysliler içinde Beytü'l-Makdis'i o zamanki haliyle bilenler vardi. Bunlar,
onun vasiflari ve durumuyla ilgili sorular sordular, tanimlamasini istediler.
Derhal Hz. Peygambere Beytü'l-Makdis gösterildi. Bunun üzerine ona bakip
anlatiyordu.

 "Gerçi Beytül-Makdis'i tanimlamada isabet etti." dediler.

 Sonra:

 "Haydi bakalim bizim kervandan haber ver, o bizce daha önemlidir, onlardan
bir seyle karsilastin mi?" dediler.

 Peygamber (s.a.v)

 "Evet, falancanin kervanlariyla karsilastim, Revhâ'da idi. Bir deve
kaybetmisler ariyorlardi. Yüklerinde bir su kadehi vardi. Susadim onu alip su
içtim ve yine eskiden oldugu gibi yerine koydum. Geldiklerinde sorun bakalim
kadehte suyu bulmuslar mi?" buyurdu.

 "Bu da diger bir alâmettir" dediler. Sonra sayilarin, yüklerini ve
görünüslerini sordular.

 Bu defa da kervan oldugu gibi Hz. Peygambere gösterildi ve sorduklarinin
hepsine cevap verdi ve buyurdu ki:

 "Içlerinde falan ve falan önde, boz renkte bir deve üzerinde dikilmis iki
harar oldugu halde falan gün günesin dogmasi ile beraber gelirler".

 Bunun üzerine:

 "Bu da diger bir âyettir" dediler ve o gün hizla Seniyye'ye dogru çiktilar.
Günes ne zaman dogacak da onu yalanci çikaracagiz diye bakiyorlardi. Derken
içlerinden birisi:

 "Günes dogdu!" diye haykirdi. Diger birisi de:

 "Iste kervan geliyor, önünde boz bir deve ve içlerinde falan ve falan da var,
tipki (Hz. Muhammed'in) dedigi gibi" dedi. Böyle oldugu halde yine iman
etmediler de:


 "Bu apaçik bir büyüdür." dediler.


 Bazilari göge yükselmenin de " Burak " üzerinde meydana geldigini söylemisler
ise de gerçek olan sudur: Mescid-i Aksâ'ya kadar Isrâ (gece yolculugu) Burak
ile olmus. Ondan sonra Mirac, asansör kurulmustur.

 
 Ebu Sa'îd-i Hudrî'den rivayet olundugu üzere Resulullah buyurmustur ki:

 "Beytü'l-Mak-dis'te olanlari bitirdigim zaman Mirac getirildi ki, ben ondan
güzel bir sey görmedim. Ve o, odur ki, ölünüz can çekisme vaktinde gözlerini
ona diker. Arkadasim, beni, onun içinde kapilardan bir kapiya ulasincaya kadar
çikardi ki, ona "Koruyucu melekler kapisi" denir. Koruyucular kapisi, gök
koruyucularinin bekledigi dünya gögü kapisidir. Nitekim bu konuda "Ve onu, her
kovulmus seytandan koruduk" (Hicr, 15/17) buyurulmustu.


 Ve Ebu Sa'îd-i Hüdrî'nin diger bir rivayetinde su detayli açiklama vardir:


 "Sonra Mirac getirildi -ki insanlarin ruhu onda göge yükselir Baktim ki,
gördügüm seylerin en güzeli; görmez misin ölmek üzere olan kimse, ona nasil
gözünü diker? Bunun üzerine dünya gögü kapisina kadar yükseltildik. Cebrail
kapinin açilmasini istedi.

 "O kimdir?" denildi.

 "Cibril" dedi.

 "Yanindaki kim?" denildi.

 "Muhammed" dedi.

 "Öyle mi?

 O Peygamber olarak gönderildi mi?" denildi.

 O, "evet" dedi.

 Hemen kapiyi açtilar ve beni selamladilar. Bir de ne bakayim görevli bir
melek gördüm ki gögü koruyor ve ona Ismail deniliyor, emrinde yetmisbin melek
ve her birinin emrinde yüzbin melek var. "Burada Resulullah (s.a.v) su âyeti
okudu:  

 " Biz cehennemin islerine bakmakla ancak melekleri görevlendirmisizdir.
Onlarin sayisini da inkârcilar için sadece bir imtihan (vesilesi) yaptik ki,
böylelikle, kendilerine kitap verilenler iyiden iyiye ögrensin, iman edenlerin
imanini atrttirsin; hem kendilerine kitap verilenler hem müminler süpheye
düsmesinler, kalplerinde hastalik bulunanlar ve kâfirler de: "Allah bu misalle
ne demek istemistir ki?" desinler. Iste Allah böylece, diledigini sapiklikta
birakir, diledigini dogru yola eristirir. Rabbinin ordularini, kendisinden
baskasi bilmez. Bu ise, insanlik için ancak bir ögüttür. " (Müddessir, 74/31)


 ve buyurdu ki:

 Derken bir adam ile beraberim ki, sekli Allah'in yarattigi günkü gibi, ondan
hiçbir sey degismemis, kendisine soyundan olan insanlarin ruhu arzediliyor:


 "Mümin ruhu, hos ruh, hos kokuludur. Bunun kitabini (iyilerin defterin)de
kilin" diyor. "Kâfir ruhu ise; kötü ruh, kötü kokuludur. Bunun kitabini
(kötülerin defterin) de kilin" diyor.

 "Ey Cibril! bu kim?" dedim.

 "Baban Âdem" dedi. Ve o, bana selam verdi, gönlümü aldi, hayir ile dua etti


 "Hos geldin salih peygamber ve salih evlad" dedi.

 Sonra baktim bir toplum gördüm ki, dudaklari deve dudagi gibiydi. Onlara bir
takim memurlar görevlendirilmisti, dudaklarini kesiyorlar ve agizlarina
atesten bir tas koyuyorlar, bu taslar makadlarindan çikiyordu.

 "Ey Cibril! Bunlar kimler?" dedim.

 O: "Yetimlerin mallarini haksizlikla yiyenlerdir" dedi.

 Sonra baktim bir toplum vardi ki, derilerinden sirim kesiliyor ve agizlarina
tikiliyor. Ve yediginiz gibi yiyiniz deniliyor. Ve bu onlara en igrenç bir sey
oluyor.

 "Ey Cibril! Bunlar kimler?" dedim.

 "Bunlar o kogucular, fitnecilerdir ki, insanlarin etlerini yerler ve sövmek
ile irz ve namuslarina saldirirlar." dedi.

 Sonra baktim bir toplum var ki, önlerine bir sofra kurulmus, üzerinde benim
gördügüm etlerin en güzellerinden kebaplar var, etraflarinda da lesler var.
Onlar, o güzel etleri birakip bu leslerden yemege basladilar.

 "Bunlar kim? Ey Cebrail!" dedim. O:

 "Bunlar zinakarlar" dedi. "Allah'in helal kildigini birakirlar da haram
kildigini yerler."

 Sonra baktim bir toplum var ki, karinlari evler gibidir. Bunlar Firavun
ailesinin yolu üzerinde bulunuyor. Firavun ailesi sabah ve aksam atese
atilirken bunlara ugruyor, ugradi mi bunlar bir firliyorlar, firlayinca her
biri karninin agir basmasi ile düsüyor ve bunun üzerine Firavun ailesi bunlari
ayaklariyla çigniyorlar.

 "Ey Cibril! Bunlar kimler?" dedim...

 Dedi ki:

 "Bunlar, karinlarinda faiz yiyenlerdir. "onlarin misali kendisini seytan
çarpmis olan kimse gibidir".

 Sonra birtakim kadinlar memelerinden asilmis ve birtakim kadinlar, bas asagi
ayaklarindan asilmis.

 "Ey Cibril! Bunlar kimler?" dedim. O:

 "Bunlar zina eden ve çocuklarini öldüren kadinlardir" dedi.

 Sonra ikinci göge çiktik. Orada Yusuf ile bulustum. Ümmetinden kendine tabi
olanlar da etrafinda idi. Yüzü, ayin ondördündeki dolunay gibiydi. Bana selam
verdi, hos geldin dedi.

 Sonra üçüncü göge geçtik. Orada iki teyzeoglu; Yahya ve Isa ile bulustum.
Giyimleri ve saç sakallari birbirine benziyordu. Bana selam verdiler. Hos
geldin dediler.

 Sonra dördüncü göge geçtik. Idris ile bulustum. Bana selam verdi, hosgeldin
dedi. Nitekim yüce Allah:
 

 "Biz onu yüce bir yere yükselttik" (Meryem, 19/57) buyurmustur.

 Sonra besinci göge geçtik. Orada milletine sevdirilmis olan Harun ile
bulustum. Etrafinda ümmetinden birçok tabileri vardi, uzun sakalli idi. Sakali
hemen hemen göbegine degecekti. Beni selamladi, hosgeldin dedi.

 Sonra altinci göge çiktik, Orada Musa b. Imran ile bulustum. Çok killi idi.
Üzerinde iki gömlek olsaydi killari onlardan çikardi. Musa dedi ki:

 "Insanlar beni "Allah katinda en serefli olan yaratik" diye iddia ederler. Bu
ise Allah katinda benden yalniz daha serefli olsaydi aldiris etmezdim. Fakat
her peygamber ümmetinden kendine uyanlarla beraberdir. "

 Sonra yedinci göge geçtik. Ben, orada Ibrahim ile bulustum. Sirtini Beyt-i
Ma'mur'a dayamisti. Beni selamladi

 "Salih Peygamber ve Salih evlad hos geldin" dedi. Bunun üzerine bana denildi
ki:

 "Iste senin yerin ve ümmetinin yeri."

 Sonra Resulullah,



 "Gerçekten Ibrahim'e insanlarin en yakini, zamaninda ona tabi olanlarla su
Peygamber (Hz. Muhammed) ve ona iman edenlerdir. Allah müminlerin
yardimcisidir." (Al-i Imran, 3/68) âyetini tilavet etti ve buyurdu ki:

 "Sonra Beyt-i Ma'mur'a girdim, içinde namaz kildim. Ona her gün yetmisbin
melek girer, Kiyamete kadar geri de dönmezler. Sonra baktim bir agaç var ki
bir yapragi bu ümmeti bürür. Bunun kökünde bir kaynak akiyor, iki kola
ayriliyordu.

 "Ey Cibril! Bu nedir?" dedim. O:

 "Su rahmet nehri, su da Allah'in sana verdigi Kevser'dir" dedi. Bunun üzerine
rahmet nehrinde yikandim, geçmis ve gelecek günahlarim bagislandi. Sonra
Kevser'in akis istikametini tuttum ve nihayet cennete girdim. Bir de ne
bakayim orada hiçbir gözün görmedigi, kulagin isitmedigi, insan kalbine
gelmeyen seyler var.


 Namaz Emri

 Sonra yüce Allah bana emrini emretti ve elli namaz farz kildi. Ondan sonra
Musa'ya ugradim.

 "Rabbin ne emretti?" dedi.

 "Üzerime elli namaz farz kildi" dedim. O:

 "Dön, azaltmasi için Rabbine yalvar. Çünkü ümmetin bunun altindan kalkamaz"
dedi.

 Rabbime döndüm, azaltmasi için yalvardim. O benden on vakit namaz indirdi.
Sonra Musa'ya döndüm. Bu sekilde Musa'ya ugradikça Rabbime dönüyordum. Sonunda
bes vakit namaz farz kildi.

 Musa, yine:

 "Rabbine dön, azaltmasini iste" dedi.

 Ben:

 "Çok müracaat ettim, artik utandim." dedim.

 Bunun üzerine bana denildi ki:

 "Sana bu bes vakit namaz, elli namazdir. Bir iyilik on kati iledir. Her kim
iyilik yapmaya gayret eder de onu islemezse, onu bir iyilik yazilir, isleyene
de on iyilik yazilir. Her kim de bir günah yapmaya tesebbüs eder de islemezse
bir sey yazilmaz, islerse bir günah yazilir."

 

 Alâî Tefsiri'nden Âlûsî'nin naklettigine göre, Resulullah'in Isra gecesi
biniti bes tane idi. Birincisi Beytü'l-Makdis'e kadar Burak. Ikincisi dünya
gögüne kadar Mi'rac; üçüncüsü yedinci göge kadar meleklerin kanatlari;
dördüncüsü Sidre-i Münteha'ya kadar Cibril'in kanadi; besincisi Kâbe Kavseyn'e
(Mirac gecesi iki yay arasi kadar Allah'a yaklasmasina) kadar Refref (manevî
bir binek)


 Farsça bir siirde söyle denilmistir:

 
 "Renk Onu, yani Muhammed (s.a.v.)'i âyetlerimizden göstermemiz için geceleyin
yürüttük. Bu sekilde Mirac, Peygambere âyet göstermekten ibaret degil,
Peygamberin kendisini bir âyet olarak kâinata göstermek olmustur. Gerçekten
Necm Sûresi'nin inisi daha önce olduguna göre, Peygamber hakkinda; "Andolsun,
O, Rabbinin âyetlerinden en büyügünü gördü" (Necm, 53/18)

 

 anlami daha önce gerçeklesmistir. Ve o, kendisi Allah'in âyetlerinden en
büyük bir âyettir. Ve Isrâ'nin hikmeti de ona göstermeden çok, onu göstermeye
daha uygundur.

 
 Muhakkak ki, ancak o, herseyi isiten ve herseyi görendir. Tefsircilerin çogu,
bu zamiri yüce Allah'a isaret etmek üzere tefsir etmisler ve meâlini söyle
açiklamislardir: O noksan sifatlardan münezzeh zattir ki, ancak o, kulunun
gizli ve açik bütün hallerini gerçek anlamda gören ve haberdar olan ve bundan
dolayi, bu yüksek makama ehil ve layik oldugunu bilendir. Onun için bu makami
ona tahsis etmis ve ona bu sekilde ikramda bulunmustur. Bu sekilde âyet,
giyabdan (üçüncü sahistan) birinci sahisa iltifat (çevirme) ile baslamis ve
birinci sahistan üçüncü sahisa iltifat ile son bulmus olur. Ayni zamanda
kâfirlere karsi bir tehdid mânâsini da gerektirir. Ebu'l-Bekâ'nin naklettigine
göre, bazi tefsirciler de zamirin Peygambere isaret ettigini söylemis ve
âyetin meâlinde demistir ki: "Gerçekten sözümüzü isiten ve zatimizi gören
yalniz o kuldur". Bu sekilde üçüncü sahisa iltifat yoktur. Ve âyet, zahirine
göre yorumlanmistir. Ancak "zatimizi gören" diye tefsir etmek için açik bir
ipucu yoktur. "O gösterdigimiz âyetleri gören" demek daha açiktir. Bununla
birlikte Tiybî demistir ki: "Zamirin böyle iki ayri yoruma muhtemel olarak
gelmesinin sirri, Hz. Peygamberin yüce Allah'i görmesi ve noksan sifatlardan
münezzeh olan Allah'in sözünü isitmesi ve ancak, "Benim yardimimla isitir ve
benim yardimimla görür." Hadisi serifin mânâsi üzere olduguna isaret olsa
gerektir. (Yunus Sûresi'ndeki "Ya da o kulaklara ve gözlere kim sahiptir?"


 Mirac olayinin gerçeklestigi gece müslümanlarca kadir gecesinden sonra en
kutsal gece sayilmis ve bu gecenin ibadetle ihyasi geleneklesmistir.
Osmanlilar döneminde, camiler kandillerle donatildigi için Mirac kandili
olarak anilan geceyi izleyen gün, cami ve tekkelerde Mirac olayini anlatan ve
Miraciye adi verilen siirlerin okunmasi, dinleyenlere süt ikram edilmesi de
bir gelenekti.


 Geceyi Ihya Etmek Için:

 Yatsi namazindan sonra 12 rek'at "Hacet namazi" kilinir.

 Beher rek'atte Fâtiha-i serîfe den sonra 10 Ihlâs-i serîf okunur.

 Namaza niyet:

 "Yâ Rabbî, rizâ-i serîfin için niyet eyledim namaza. Bu gece yedi kat gökleri
ve bütün esrârini göstererek muhabbetin ile müserref kildigin sevgili habîbin
Resûl-i Zîsan Efendimiz hürmetine ben âciz kulunu afv-i ilâhîne, feyz-i
ilâhîne ve rizâ-i ilâhîne mazhar eyle, Allâhü Ekber."

 Namazdan sonra:

 4 Fâtiha-i serîfe,

 100 defa:

 " Sübhânallâhi vel-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber. Ve lâ
havle ve lâ kuvvete illâ billâhil-aliyyil-aziym "

 100 Istigfâr-i serîf,

 100 Salevât- serîfe okunup duâ yapilir.

 Bu namazda, Ihlâs-i serîfeler 100'er adet okunursa veya bu namaz 100 rek'at
olarak kilinirsa; bunu yerine getiren mü'min huzûr-i ilâhîye namaz borçlusu
olarak çikmaz.

 Mi'rac gecesinden sonraki gün, mutlaka oruçlu olmalidir.

 Namaz borcu olanlarin hiç olmazsa 1 günkük namazlarini kaza etmeleri makbul
olsa gerekir. 
Bugün 13 ziyaretçi (246 klik) kişi burdaydı!
Son Etkinlikler Canlı
Etkinlikler yükleniyor...
Sayfanin Alti
Canli Yayin Ravza Radyo Ana
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol