Cebrail (a.s) ve Ebu Bekr (r.a)
Alemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c.)'a hamd olsun. Salatü selam alemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) ve tüm inananların üzerine olsun.
Cebrail (a.s) ve Ebu Bekr (r.a)
Birgün Server-i Enbiyâ (s.a.v.) mescidde oturmuş idi. Cebrâil aleyhisselâm geldi. Sultân-ı Enbiyâ, hazret-i Cebrâil ile söyleşirdi. Eshâb-ı kirâm mescide gelip, Seyyid-i kâinâtı meşgûl görüp, bildiler ki, hazret-i Cebrâil ile söyleşir. Sükût edip, oturdular.
O sırada hazret-i Alî (r.a.) içeri girip, selâm verip, yerine oturdu. Hazret-i Osmân (r.a.) gelip, selâm verip, yerine oturdu. Sonra Ebû Bekr (r.a.) gelip selâm verdiğinde, hazret-i Cebrâil aleyhisselâm ayak üzerine kalktı. Sultân-ı Enbiyâ hazretleri de ayak üzerine kalktı. Eshâb-ı kirâm, Server-i kâinâtı ayak üzere kalktığını görüp, hepsi ayağa kalkıp, hayret ettiler. Zîrâ Fahr-i âlem, Eshâb-ı güzînden kimseye ayak üzerine kalkmamıştır.
Sonra bu husûsu, hazret-i Resûl-i ekremden sordular. Buyurdular ki:
"Ebû Bekr-i Sıddîk mescide girip, selâm verdiği zemân, Cebrâil aleyhisselâm Ebû Bekr-i Sıddîka ta'zîm için ayak üzerine kalktı. Ben de ayak üzerine kalktım. Sonra, yâ kardeşim Cebrâil, Ebû Bekre ne için ta'zîm ettiniz, diye sordum."
Dedi ki:
"Yâ Resûlallah! Ebû Bekre ta'zîm bana vâcibdir. Zîrâ Ebû Bekr benim hocamdır."
Ben sordum, "- Neden dolayı hocandır." Cebrâil aleyhisselâm dedi ki:
"Yâ Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)! Hak Sübhânehü ve teâlâ, Âdem aleyhisselâtü vesselâmı yarattığı zemân, meleklere, hazret-i Âdeme secde ediniz, diye emr etti. Benim hâtırıma geldi ki, secde etmiyeyim. Ben ondan efdalim. Zîrâ ki, o balçıktan yaratılmıştır, dedim. Bunun üzerine olmağa niyyet eyledim. O zemân ki, Ebû Bekrin rûhu arş altında nûrdan bir köşk içinde idi. Köşkün kapısı açıldı, Ebû Bekrin rûhu çıkdı."
"Bana dedi ki, - Yâ Cebrâil secde eyle. Sakın muhâlefet etme. Bunu üç kerre tekrârladı. Arkama üç kerre eliyle vurdu. O sırada kalbimden kibr ve enâniyyet ve inâd gitdi. Âdeme secde eyledim. Benden kibr ve enâniyyet, iblîse intikâl edip, Âdeme secde etmedi. Ebedî tard edilip, mel'ûn oldu ve ben de ebedî se'âdete kavuştum."
"Yâ Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)! Ebû Bekr bu şekilde bana hoca olmuştur."
Ders ve İbret
Ebû Bekr-i Sıddîk (r.a)'ın fazileti ne kadar büyüktür ki, Cebrâil (a.s) bile ona hocam demektedir. Kibir ve enâniyyet, insanı helâk eden en büyük hastalıklardandır. Cebrâil (a.s) bile kibirden kurtulmak için Ebû Bekr (r.a)'ın rûhundan ders almıştır.
Kaynak: Menakıb-ı Çihar Yar-i Güzîn
Ravza Radyo - Sahabe Dosyası
