Sehiv, Tilâvet ve Şükür Secdesi
Alemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c.)'a hamd olsun. Salatü selam alemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) ve tüm inananların üzerine olsun.
Sehiv, Tilâvet ve Şükür Secdesi
A) Sehiv Secdesi
Sehiv "yanılma, unutma ve dalgınlık" gibi anlamlara gelir. Buna göre sehiv secdesi, yanılma, unutma veya dalgınlık gibi durumlar yüzünden namazın vâciplerinden birini terk veya tehir etme durumunda, namazın sonunda yapılan secdelere denilir. Sehiv secdeleri sayesinde namazda meydana gelen kusur ıslah edilmiş, eksiklik telâfi edilmiş olur.
Namaz esnasında pür dikkat olmak ve titiz davranmak esas olmakla birlikte, çeşitli nedenlerle insanlar namazlarında yanılabilirler. Peygamberimiz bu tür durumlarda, namaz kılan kişinin "Allah'ın huzurunda saygısızlık ettim, kusur işledim" diyerek kendini suçlamasının ve karamsarlığa düşmesinin önüne geçerek onu rahatlatmak, vesveseden kurtarmak ve her yanılmada namazı yeni baştan kılma sıkıntısının önüne geçmek maksadıyla, aslî olan bir farzın terkedilmediği durumlarda bir telâfi ve düzeltme mekanizması olarak sehiv secdesi uygulamasını öngörmüştür.
Sehiv secdesini gerektiren bir durum bulununca bu secdenin yapılması Hanefîler'e göre vâciptir. Sehiv secdesi gerektiği halde bunu yapmayan kişi günah işlemiş olur; fakat namazı bâtıl olmaz. Mâlikî ve Şâfiîler'e göre sehiv secdesi namazın sünnetlerinden bir veya birkaçının terkedilmesi durumunda yapıldığı için, sehiv secdesi yapmak sünnettir. Hanbelîler'e göre ise sehiv secdesi duruma göre bazan vâcip, bazan sünnet, bazan da mubah olur.
a) Sehiv Secdesinin Yapılış Biçimi
Son oturuşta "Tahiyyât" duası okunup iki yana selâm verildikten sonra iki secde daha yapılır ve oturulur. Bu oturuşta Tahiyyât duası, "salavat (Salli ve Bârik)" ve "Rabbenâ âtinâ" duası okunarak, her zamanki gibi önce sağa sonra sola selâm verilir. Son oturuşta, sehiv secdesi öncesinde her iki tarafa selâm verileceği görüşü, Ebû Hanîfe ve Ebû Yûsuf'a aittir. İmam Muhammed'e göre ise, sadece sağ yanına selâm verdikten sonra sehiv secdesini yapar.
Sonraki Hanefî âlimler, imamın sehiv secdesi için iki yanına selâm vermesi durumunda cemaatten birinin namazı bozacak bir iş işlemesinin veya namaz bitti zannıyla dağılmalarının mümkün olduğu gerekçesiyle, İmam Muhammed'in görüşünün imam olan kişi için, diğer ikisinin görüşünün ise tek başına namaz kılan için münasip olduğunu belirtmişlerdir. Şâfiî ve Ahmed b. Hanbel'e göre sehiv secdesi selâmdan hemen önce yapılır.
İmam Mâlik'e göre ise, sehiv secdesi namazda ziyade bir fiil işlemek yüzünden yapılacaksa selâmdan sonra, bir noksanlık yüzünden yapılacaksa selâmdan önce yapılır. Hem bir fazlalık hem de bir eksiklik yüzünden yapılacaksa, bu durumda sehiv secdesi selâmdan önce yapılır.
Sehiv için yapılacak iki secde vâcip olduğu gibi, secdeden sonraki oturuşta Tahiyyât okumak ve selâmla çıkmak da vâciptir. Sehiv secdesi imam için ve tek başına namaz kılan kişi için söz konusudur. İmamın sehvi yani yanılması, kendisi hakkında asaleten, kendisine uyan cemaat hakkında tebean sehiv secdesini gerektirir. İmama uymuş bulunan kişi (muktedî), imam sehiv secdesi yaptığında onunla birlikte yapar, kendisi sehiv secdesini gerektiren bir şey yapmışsa bundan dolayı sehiv secdesi yapmaz.
b) Sehiv Secdesini Gerektiren Durumlar
Namazda riayetsizlik edilmesi yani terkedilmesi söz konusu olabilecek fiil ya farz ya vâcip ya da sünnettir. Bunlardan her birinin terkedilmesinin hükmü farklıdır:
- Farzın terkedilmesi: Namaz içinde telâfi mümkün ise kazâ edilir ve sehiv secdesi yapılır. Telâfi mümkün değilse namaz fâsid olur, yeniden kılınır.
- Sünnetin terkedilmesi: Bir şey yapılmaz, sehiv secdesi gerekmez.
- Vâcibin terkedilmesi: Sehiv secdesini gerektirir. Kasten terk ise isâet olur, sehiv secdesi gerekmez (Fâtiha ve birinci oturuş hariç).
aa) Terkedilmiş Bir Farzın Namaz İçinde Kazâ Yoluyla Telâfi Edilebileceği Durumlar
a) Bir kimse iftitah tekbiri alarak namaza durup kıyamı da yerine getirdikten sonra kıraat etmeden rükûa varır da kıraati unuttuğunu rükûda hatırlarsa, unutulan bu kıraatin kazâ yoluyla telâfi edilmesi mümkündür. Bu kişi rükû halinde iken Kur'an'dan bir âyet okursa, bu suretle terkettiği farzı (ki bu kıraattir) telâfi etmiş olur. Fakat kişi kıraat etmediğini rükûda iken değil de secdede iken hatırlayacak olursa artık unutulan kıraatin namaz içinde kazâ yoluyla tedarik edilmesi mümkün olmaz, namaz fâsid olur ve yeniden kılınması gerekir.
b) Bir kişi iftitah tekbiri alıp kıyam ve kıraatten sonra rükû etmeden doğrudan secdeye inecek ve birinci secdede rükû yapmadığını hatırlayacak olsa, bunun da kazâ yoluyla telâfi edilmesi mümkündür. Bu kişi hemen ayağa kalkar ve rükûunu yapar. Bu yaptığı rükû, az önce yaptığı secdeyi iptal ettiği için, bu rükûdan sonra yeniden iki secde yapar ve namaza devam eder. Rükû yapmadığını ikinci secdede hatırlayacak olursa, artık bunun telâfisi mümkün değildir. Namaz fâsid olur ve yeniden kılması gerekir.
c) Bir kimse dört rek`atlı farz namazda son oturuşu (ka`de-i ahîre) unutarak beşinci rek`ata kalkar da beşinci rek`atı kılmakta iken son oturuşu yapmadığını hatırlarsa, bunu henüz secdeye varmadan hatırlaması halinde bunun telâfisi mümkündür. Hemen oturur, Tahiyyât okur ve selâm verir, farz olan oturuşu geciktirdiği için de sehiv secdesi yapar. Fakat beşinci rek`atın secdesini yaptıktan sonra hatırlayacak olursa o vakit ka`de-i ahîrenin telâfisi mümkün değildir. Namazının farzlığı bâtıl olur ve farz diye kıldığı beş rek`at namaz nâfileye dönüşür. Bir rek`at daha kılarak bu nâfileyi altıya tamamlar. Farzı tekrar kılar.
Dört rek`atlık farz namazda, eğer ka`de-i ahîre yapıldıktan sonra yanlışlıkla beşinci rek`ata kalkılacak olursa, bu fazla rek`at secde ile tamamlanmış olsa dahi namazın farzlığını iptal etmez. Fazladan kılınan rek`atı tam bir nâfile haline getirmek için ona bir rek`at daha ilâve edilir. Selâm tehir edildiği için de namazın sonunda sehiv secdesi yapılır. Kazâ yoluyla telâfinin mümkün olduğu bu örneklerin her birinde sehiv secdesi yapmak gerekir.
bb) Sehiv Secdesi Yapılması Gereken Durumlar
- 1. Rüknün tekrarı (bir rek`atta iki rükû veya üç secde, Fâtiha'nın tekrarı, rükûda kıraat)
- 2. Takdim ve tehir (kıraatten önce rükû, oturacağı yerde kıyam, rükû yerinde secde)
- 3. Ara verme (bir rükün eda edilecek kadar uzun düşünme)
- 4. Kıraat eksikliği veya fazlalığı (Fâtiha'yı terk, zamm-ı sûreyi terk, Fâtiha'dan önce sûre okuma)
- 5. Secde ve rükûda hata (ta`dîl-i erkânı terk)
- 6. Ka`dede hata (birinci oturuşu unutma, teşehhütü terk)
- 7. Tahiyyât'ı terk
- 8. Öğle namazında selâm verme hatası
- 9. Sehiv secdesi yaparken yeni bir hata (teselsül)
- 10. İmama sonradan yetişenin sehven selâm vermesi
- 11. Sehiv secdesini unutup selâm verme
- 12. Namazda rek`at sayısında şüphe
- 13. Namazı kılıp kılmadığında şüphe
- 14. Mesbûkun durumu (cemaate sonradan katılan)
- 15. Sehiv secdesinde imama uymak
- 16. İmamla cemaat arasında ihtilaf
cc) İmamlara Özel Durumlar
Uyarı: Farz ve nâfile namazlar ile bayram ve cuma namazında sehiv secdesinin hükmü kural olarak aynı olmakla birlikte Hanefîler bayram ve cuma namazlarında kalabalık cemaatin kargaşaya düşmesini önlemek için, bu namazlarda sehiv secdesi yapılacak durumları en aza indirmeye çalışmış, çoğu durumda sehiv secdesinin terkedilmesini daha uygun (evlâ) görmüşlerdir.
İmam bayram namazının tekbirlerinden bir veya ikisini terketse, sehiv secdesi gerekir. İmam olan kimse namazda gizli okunacak yerde açıktan (cehr) veya açıktan okunacak yerde gizlice okusa zâhir rivayete göre bunun az veya çok olmasına bakılmaksızın sehiv secdesi gerekir. İmam meselâ sabah namazında Fâtiha'yı gizliden okuyup sonra bu durumu farketse, Fâtiha'yı yeniden okumasına gerek yoktur. Ekleyeceği sûreyi açıktan okur. İmam teravih namazında gizli okusa, sehiv secdesi gerekir.
B) Tilâvet Secdesi
Tilâvet secdesi, Kur'ân-ı Kerîm'de on dört yerde geçen secde âyetlerinden birini okumak veya işitmek durumunda yapılan secdeye denir. Peygamberimiz'in, içinde secde âyeti bulunan bir sûre okuduğunda secde ettiği, sahâbenin de onunla birlikte secde ettiği ve bazılarının alınlarını koyacak yer bulamadıkları rivayet edilmektedir.
Secde âyetlerinin bir kısmında genel olarak müşriklerin yüce yaratıcının karşısında boyun bükmekten ve secde etmekten kaçındıkları anlatılmakta, bir kısmında ise müminler/muhataplar doğrudan secde etmekle emrolunmaktadır. Secde âyetlerinin bu muhtevası göz önünde bulundurulursa, bu âyetleri okuyan veya işiten kimsenin secde yapması, hem emre itaat etmek hem de secde etmekten kaçınanlara tepki göstermek ve muhalefet etmek anlamına gelmektedir.
Tilâvet secdesi yapmak, Hanefîler'e göre vâcip, diğer üç mezhebe göre ise sünnettir. Tilâvet secdesi şöyle yapılır: Başta, tilâvet secdesi yapacak kişinin abdestli, üstünün başının temiz ve avret yerlerinin de örtülü olması şarttır. Tilâvet secdesi yapmak niyetiyle abdestli olarak kıbleye dönülür ve eller kaldırılmaksızın "Allâhüekber" diyerek secdeye varılır. Üç kere "Sübhâne rabbiye'l-a`lâ" denildikten sonra yine Allâhüekber diyerek kalkılır.
Tilâvet secdesini hemen yerine getirmek mecburiyeti olmamakla birlikte, bu secdenin anlamına ve amacına uygun olan davranış, mümkünse secdenin hemen o anda yapılmasıdır. Bir toplulukta Kur'an okunurken secde âyeti okunmuşsa, Kur'an okuyan kişinin kendisi öne geçerek tilâvet secdesini topluca yaptırması güzel olur. Bu secde yapılırken kadınlarla aynı hizada durulmuş olması problem teşkil etmez. Fakat herkes istediği gibi, bulunduğu yerde tek tek de secde yapabilir.
Secde âyetinin namazda okunması durumunda tilâvet secdesinin nasıl yapılacağı hususunda öteden beri birçok görüş öne sürülmüştür. Genel olarak söylemek gerekirse, secde âyeti Alak sûresinde (96/19) olduğu gibi rek`atın sonuna tesadüf ediyorsa, tilâvet secdesi namaz secdeleriyle yerine getirilmiş olur; namazdan sonra ayrıca tilâvet secdesi yapılmaz. Secde âyetini okuduktan sonra okumaya daha devam edecekse tilâvet secdesine varıp kalkması gerekir.
- 1. A'râf 206
- 2. Ra'd 15
- 3. Nahl 49
- 4. İsrâ 107
- 5. Meryem 58
- 6. Hac 18
- 7. Furkan 60
- 8. Neml 25
- 9. Secde 15
- 10. Fussılet 37
- 11. Sâd 24
- 12. Necm 62
- 13. İnşikâk 21
- 14. Alak 19
Secde Ayetleri ve Tilâvet Secdesi
Secde Ayetleri ve Tilâvet Secdesi
Kur'ân-ı Kerîm'de 14 secde âyeti bulunmaktadır. Bu âyetler okunduğu veya duyulduğu zaman tilâvet secdesi yapmak vaciptir. Tilâvet secdesi, Kur'an okurken veya dinlerken secde âyetiyle karşılaşan kişinin yapması gereken bir ibadettir.
Secde Ayetleri
Kur'an-ı Kerim'deki 14 Secde Ayeti
Tilâvet Secdesi Nasıl Yapılır?
Kur'an-ı Kerim'de secde âyeti okunduğunda veya duyulduğunda tilâvet secdesi yapmak vaciptir. Tilâvet secdesi şu şekilde yapılır:
- 1. Adım: Niyet edilir: "Tilâvet secdesi yapmaya niyet ettim."
- 2. Adım: Elleri kaldırmadan (tekbirsiz) doğrudan secdeye varılır.
- 3. Adım: Secdede 3 defa "Subhâne rabbiye'l-a'lâ" denir.
- 4. Adım: Tekbir alarak secdeden kalkılır.
Not: Tilâvet secdesi, namaz içinde veya namaz dışında yapılabilir. Namaz içinde secde âyeti okununca hemen secde yapılır, sonra kalkıp namaza devam edilir. Namaz dışında ise, secde âyeti okunduğunda veya duyulduğunda hemen secde yapılır.
Uyarı: Secde âyetini okuyan veya duyan kişi, eğer namazda değilse, hemen secde yapmalıdır. Secdeyi geciktirmek mekruhtur. Ancak mazeretli durumlarda (abdestli olmamak, pis yer gibi) daha sonra da yapılabilir.
C) Şükür Secdesi
Şükür secdesi bir nimetin kazanılmasından veya bir felâket ve musibetin atlatılmasından dolayı kıbleye dönerek tekbir alıp secdeye varmak, secdede iken Allah'a hamd ve şükür ettikten sonra yine tekbir alarak ayağa kalkmaktır.
Hz. Peygamber'in ve ashabın ileri gelenlerinden birçoğunun çeşitli sebeplerle şükür secdesi yaptıklarına dair rivayetler bulunduğu için şükür secdesi bu gibi durumlarda müstehap kabul edilmiştir. Bu bakımdan bir kimse kendisi için önemli olan bir sonuca ulaştığı ve yine kendisi için tehlikeli olan sonuçtan beri olduğu her durumda şükür secdesine kapanabilir.
Secde Çeşitleri Özet
Sehiv Secdesi: Namazda vâcip terkedildiğinde yapılır (2 secde)
Tilâvet Secdesi: Secde ayeti okunduğunda/dinlendiğinde yapılır (1 secde)
Şükür Secdesi: Nimete kavuşunca veya belâdan kurtulunca yapılır (1 secde)
Kaynakça:
Buhârî, "Salât", 31; "Sehv", 6-7; Müslim, "Îmân", 35
TDV İlmihal
