Alemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c.)'a hamd olsun. Salatü selam alemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) ve tüm inananların üzerine olsun.
Diğer adı İsrâil'dir. Oğlu Yûsüf aleyhisselâmdan çok ayrı kaldı.
Ken'an diyârında yaşayan insanlara gönderilen peygamber. İsmi Yâkûb olup İbrânicede Saffetullah, yâni ''Allahü teâlânın sâf ve temiz kıldığı kul'' mânâsına gelmektedir. Diğer adı İsrâil olup ''Allah'ın kulu'' mânâsına gelmektedir. İbrâhim aleyhisselâmın küçük oğlu olan İshâk aleyhisselâmın oğludur.
Bakara Suresi 132-133
وَوَصَّىٰ بِهَا إِبْرَاهِيمُ بَنِيهِ وَيَعْقُوبُ يَا بَنِيَّ إِنَّ اللَّهَ اصْطَفَىٰ لَكُمُ الدِّينَ فَلَا تَمُوتُنَّ إِلَّا وَأَنتُم مُّسْلِمُونَ . أَمْ كُنتُمْ شُهَدَاءَ إِذْ حَضَرَ يَعْقُوبَ الْمَوْتُ إِذْ قَالَ لِبَنِيهِ مَا تَعْبُدُونَ مِن بَعْدِي ۖ قَالُوا نَعْبُدُ إِلَٰهَكَ وَإِلَٰهَ آبَائِكَ إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ إِلَٰهًا وَاحِدًا وَنَحْنُ لَهُ مُسْلِمُونَ
Ve veṣṣâ bihâ ibrâhîmu benîhi ve ya'kûb, yâ beniyye inne'llâhe'ṣṭafâ lekumu'd-dîne fe lâ temûtunne illâ ve entum muslimûn. Em kuntum şuhedâe iż ḥaḍara ya'kûbe'l-mevtu iż qâle li benîhi mâ ta'budûne min ba'dî, qâlû na'budu ilâheke ve ilâhe âbâike ibrâhîme ve ismâ'île ve isḥâqa ilâhen vâḥiden ve naḥnu lehu muslimûn.
"İbrâhim bunu oğullarına vasiyet etti. Yâkub da: 'Oğullarım! Allah sizin için bu dini seçti. O halde siz de ancak Müslüman olarak ölünüz' dedi. Yoksa siz, Yâkub'a ölüm geldiği zaman orada mıydınız? O zaman oğullarına: 'Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?' demişti. Onlar da: 'Senin ve ataların İbrâhim, İsmâil ve İshâk'ın ilâhı olan tek Allah'a ibadet edeceğiz. Biz O'na teslim olmuşuzdur.' dediler."
Yusuf Suresi 4-6
إِذْ قَالَ يُوسُفُ لِأَبِيهِ يَا أَبَتِ إِنِّي رَأَيْتُ أَحَدَ عَشَرَ كَوْكَبًا وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ رَأَيْتُهُمْ لِي سَاجِدِينَ . قَالَ يَا بُنَيَّ لَا تَقْصُصْ رُؤْيَاكَ عَلَىٰ إِخْوَتِكَ فَيَكِيدُوا لَكَ كَيْدًا ۖ إِنَّ الشَّيْطَانَ لِلْإِنسَانِ عَدُوٌ مُّبِينٌ . وَكَذَٰلِكَ يَجْتَبِيكَ رَبُّكَ وَيُعَلِّمُكَ مِن تَأْوِيلِ الْأَحَادِيثِ وَيُتِمُّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكَ وَعَلَىٰ آلِ يَعْقُوبَ كَمَا أَتَمَّهَا عَلَىٰ أَبَوَيْكَ مِن قَبْلُ إِبْرَاهِيمَ وَإِسْحَاقَ ۚ إِنَّ رَبَّكَ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
İż qâle yûsufu li ebîhi yâ ebeti innî raeytu aḥade 'aşera kevkeben ve'ş-şemse ve'l-qamere raeytuhum lî sâcidîn. Qâle yâ buneyye lâ taqṣuṣ ru'yâke 'alâ iḫvetike fe yekîdû leke keydâ, inne'ş-şeyṭâne li'l-insâni 'aduvvun mubîn. Ve keżâlike yectebîke rabbuke ve yu'allimuke min te'vîli'l-eḥâdîŝi ve yutimmu ni'metehu 'aleyke ve 'alâ âli ya'kûbe kemâ etemmehâ 'alâ ebeyke min qabl, inne rabbeke 'alîmun ḥakîm.
"Yûsuf babasına: 'Babacığım! Ben (rüyada) on bir yıldız, güneş ve ayı gördüm; onların bana secde ettiklerini gördüm' dedi. (Yâkub:) 'Yavrucuğum! Rüyanı kardeşlerine anlatma, sonra sana tuzak kurarlar. Çünkü şeytan insana apaçık düşmandır. İşte böylece Rabbin seni seçecek, sana (rüya) tabirini öğretecek ve nimetini hem sana hem de Yakub ailesine, daha önce ataların İbrahim ve İshak'a tamamladığı gibi tamamlayacaktır. Şüphesiz Rabbin her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.' dedi."
Yâkûb'un Hayatı ve Oğulları
Yâkûb aleyhisselâmın on iki oğlu vardır. Bu yüzden, onun on iki oğlunun torunlarına Beni İsrâil, yâni İsrâiloğulları denilmiştir. Oğullarından her birinin sülâlesine ''Sıbt'', hepsine birden torunlara mânâsına gelen ''Esbât'' denir. Sonradan Yahûdi adı verilmiştir. Yâkûb aleyhisselâmın neslinden birçok peygamber geldi.
Yâkûb aleyhisselâm Şam'da veya Medyen'de doğdu. Onun Iys isminde bir kardeşi vardı. Çocokluğu babasının yanında geçti. Babası İshâk aleyhisselâm, Yâkûb aleyhisselâm için; ''Yâ Rabbi! Neslimden peygamber geleceğini buyurmuştun. O vâdini bu oğlumdan zuhûr ettir.'' diye duâ etti. Onun soyundan nice peygamberler göndermesi için Allahü teâlâya niyâzda bulundu.
Yâkûb aleyhisselâm babasının vefâtından sonra annesinin tavsiyesi üzerine Harran'da bulunan dayısının yanına gitti. Orada uzun müddet kaldı. Dayısının büyük kızı Leyla ile evlendi. Bu evlilikten Rabil, Şem'ûn, Lâvi, Yehûda, İsâhar ve Zablûn adlı oğulları ile Dinâr isimli kızı doğdu. İbrâhim aleyhisselâmın bildirdiği dinde iki kız kardeşle evlenmek câiz olduğundan ilk evliliğinden yedi sene sonra dayısının küçük kızı Râhil ile de evlendi. Bu hanımından da Bünyamin ve Yûsuf adlı iki oğlu oldu.
En'am Suresi 84
وَوَهَبْنَا لَهُ إِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ ۚ كُلًّا هَدَيْنَا ۚ وَنُوحًا هَدَيْنَا مِن قَبْلُ ۖ وَمِن ذُرِّيَّتِهِ دَاوُودَ وَسُلَيْمَانَ وَأَيُّوبَ وَيُوسُفَ وَمُوسَىٰ وَهَارُونَ ۚ وَكَذَٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ
Ve vehebnâ lehu isḥâqa ve ya'kûb, kullen hedeynâ, ve nûhan hedeynâ min qabl, ve min żurriyyetihî dâvûde ve suleymâne ve eyyûbe ve yûsufe ve mûsâ ve hârûn, ve keżâlike neczi'l-muḥsinîn.
"Ona İshak'ı ve Ya'kub'u bağışladık; hepsine doğru yolu gösterdik. Daha önce Nuh'a ve onun soyundan Davud, Süleyman, Eyyub, Yusuf, Musa ve Harun'a da hidayet vermiştik. İyileri işte böyle mükafatlandırırız."
Yûsuf'un Kaybı ve Acı Günler
Yâkûb aleyhisselâm anneleri vefât etmiş olan oğulları Bünyamin ve hazret-i Yûsuf'u diğer oğullarından çok seviyordu. Çünkü bu ikisi anne şefkâtinden mahrûm kalmışlardı. Yâkûb aleyhisselâmın özellikle hazret-i Yûsuf'a karşı aşırı muhabbeti olduğu için onu bütün oğullarından üstün tutuyor ve yanından ayırmıyordu.
Yâkûb aleyhisselâmın oğlu Yûsuf'a karşı aşırı muhabbet göstermesini kıskanan diğer oğulları ona hased ettiler. Hazret-i Yûsuf'u berâberce tuzak kurup onu öldürmek istediler. Daha sonra kendi aralarında konuşup Yûsuf aleyhisselâmı yol üzerindeki bir kuyuya atmayı kararlaştırdılar.
Yusuf Suresi 8-10
إِذْ قَالُوا لَيُوسُفُ وَأَخُوهُ أَحَبُّ إِلَىٰ أَبِينَا مِنَّا وَنَحْنُ عُصْبَةٌ إِنَّ أَبَانَا لَفِي ضَلَالٍ مُّبِينٍ . اقْتُلُوا يُوسُفَ أَوِ اطْرَحُوهُ أَرْضًا يَخْلُ لَكُمْ وَجْهُ أَبِيكُمْ وَتَكُونُوا مِن بَعْدِهِ قَوْمًا صَالِحِينَ . قَالَ قَائِلٌ مِّنْهُمْ لَا تَقْتُلُوا يُوسُفَ وَأَلْقُوهُ فِي غَيَابَتِ الْجُبِّ يَلْتَقِطْهُ بَعْضُ السَّيَّارَةِ إِن كُنتُمْ فَاعِلِينَ
İż qâlû le yûsufu ve eḫûhu eḥabbu ilâ ebînâ minnâ ve naḥnu 'usbeh, inne ebânâ le fî ḍalâlin mubîn. Uqlutû yûsufe evi'ṭraḥûhu arḍan yaḫlu lekum vechu ebîkum ve tekûnû min ba'dihî qavmen ṣâliḥîn. Qâle qâilun minhum lâ taqtulû yûsufe ve elqûhu fî ġayâbeti'l-cübbi yeltaqiṭhu ba'ḍu's-seyyârati in kuntum fâ'ilîn.
"Kardeşleri: 'Yûsuf ve kardeşi (Bünyamin) babamıza bizden daha sevgilidir. Oysa biz kalabalık bir topluluğuz. Babamız apaçık bir yanılgı içindedir.' dediler. 'Yûsuf'u öldürün veya onu bir yere atın ki babanızın yüzü size kalsın. Sonra ondan sonra sâlih bir topluluk olursunuz.' İçlerinden biri: 'Yûsuf'u öldürmeyin, eğer yapacaksanız onu kuyunun dibine atın ki, geçen kervanlardan biri onu alsın.' dedi."
Yusuf Suresi 18
وَجَاءُوا عَلَىٰ قَمِيصِهِ بِدَمٍ كَذِبٍ ۚ قَالَ بَلْ سَوَّلَتْ لَكُمْ أَنفُسُكُمْ أَمْرًا ۖ فَصَبْرٌ جَمِيلٌ ۖ وَاللَّهُ الْمُسْتَعَانُ عَلَىٰ مَا تَصِفُونَ
Ve câû 'alâ qamîsihî bi demin keźib, qâle bel sevvelet lekum enfusukum emrâ, fe ṣabrun cemîl, va'llâhu'l-musta'ânu 'alâ mâ taṣifûn.
"Yûsuf'un gömleğini yalan bir kanla boyayıp getirdiler. (Yâkub:) 'Hayır, nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürüklemiş. Artık bana düşen güzelce sabretmektir. Anlattıklarınıza karşı yardım istenecek olan ancak Allah'tır.' dedi."
Yâkûb aleyhisselâm kana bulanmış fakat hiç yırtık ve çizgi bile olmayan gömleğe bakıp oğlu Yûsuf'u kurt yemediğini ve onun hayatta olduğunu anladı. Diğer oğullarına o kurdun Yûsufuma karşı şefkâti sizden fazlaymış. Vallahi bugüne kadar bu kurt gibi yumuşak huylu bir kurt görmedim. Oğlumu yemiş de sırtından gömleğini bile yırtmamış. Bu söyledikleriniz yalandır. Yûsuf'a ne ettinizse siz ettiniz. Fakat elimden ne gelir. Benim için sabr etmekten güzel bir şey yoktur.'' dedi. İçli içli ağlayıp, kalbini Allahü teâlâya bağladı ve oturdu.
Yusuf Suresi 84
وَتَوَلَّىٰ عَنْهُمْ وَقَالَ يَا أَسَفَىٰ عَلَىٰ يُوسُفَ وَابْيَضَّتْ عَيْنَاهُ مِنَ الْحُزْنِ فَهُوَ كَظِيمٌ
Ve tevellâ 'anhum ve qâle yâ esefâ 'alâ yûsufe vebyâḍḍet 'aynahu mine'l-ḥuzni fe huve keżîm.
"Onlardan yüz çevirdi ve: 'Yazıklar olsun Yûsuf'a!' dedi. Hüzünden gözlerine ak düştü. O, üzüntüsünü içine atıp duruyordu."
Yûsuf'a Kavuşması
Yâkûb aleyhisselâm Bünyamin dışındaki oğullarını buğday ve erzak almak üzere Mısır'a gönderdi. Yûsuf aleyhisselâm onları tanıdı ve ikrâmlarda bulunarak erzak verdirdi. İkinci defâ gelişlerinde kardeşleri Bünyamin'i de getirmelerini söyledi. Onlar da ikinci gelişlerinde Bünyamin'i getirdiler. Kendi anne-baba bir kardeşi olan Bünyamin'i bir tedbirle yanında alıkoydu.
Yusuf Suresi 96
فَلَمَّا أَن جَاءَ الْبَشِيرُ أَلْقَاهُ عَلَىٰ وَجْهِهِ فَارْتَدَّ بَصِيرًا ۖ قَالَ أَلَمْ أَقُل لَّكُمْ إِنِّي أَعْلَمُ مِنَ اللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ
Fe lemmâ en câe'l-beşîru elqâhu 'alâ vechihî fertedde beṣîrâ, qâle e lem equl lekum innî a'lemu mina'llâhi mâ lâ ta'lemûn.
"Müjdeci gelince, gömleği Yâkub'un yüzüne koydu, hemen gözleri açıldı. (Yâkub:) 'Ben size, Allah'tan sizin bilmediğinizi biliyorum demedim mi?' dedi."
Yusuf Suresi 100
وَرَفَعَ أَبَوَيْهِ عَلَى الْعَرْشِ وَخَرُّوا لَهُ سُجَّدًا ۖ وَقَالَ يَا أَبَتِ هَٰذَا تَأْوِيلُ رُؤْيَايَ مِن قَبْلُ قَدْ جَعَلَهَا رَبِّي حَقًّا ۖ وَقَدْ أَحْسَنَ بِي إِذْ أَخْرَجَنِي مِنَ السِّجْنِ وَجَاءَ بِكُم مِّنَ الْبَدْوِ مِن بَعْدِ أَن نَّزَغَ الشَّيْطَانُ بَيْنِي وَبَيْنَ إِخْوَتِي ۚ إِنَّ رَبِّي لَطِيفٌ لِّمَا يَشَاءُ ۚ إِنَّهُ هُوَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ
Ve rafe'a ebeveyhi 'ale'l-'arşi ve ḫarrû lehu succedâ, ve qâle yâ ebeti hâżâ te'vîlu ru'yâye min qablu qad ce'alehâ rabbî ḥaqqâ, ve qad aḥsene bî iż aḫracenî mine's-sicni ve câe bikum mine'l-bedvi min ba'di en nezeġa'ş-şeyṭânu beynî ve beyne iḫvetî, inne rabbî laṭîfun li mâ yeşâ, innehu huve'l-'alîmu'l-ḥakîm.
"Ana-babasını tahtın üstüne çıkardı. Hepsi onun için secdeye kapandılar. (Yûsuf:) 'Babacığım! İşte bu, daha önce gördüğüm rüyanın yorumudur. Rabbim onu gerçekleştirdi. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra, Rabbim beni zindandan çıkarmak ve sizi çölden getirmekle bana iyilik etti. Şüphesiz Rabbim dilediğine lütfedendir. O, her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.' dedi."
Yâkûb'un Vefatı
Yâkûb aleyhisselâm oğlu hazret-i Yûsuf'a kavuştuktan sonra oğullarıyla birlikte on seneden fazla Mısır'da yaşadı. İyice ihtiyarlayınca oğullarını başına toplayıp, vasiyette bulundu. Oğullarından, tek olan Allahü teâlâya ibâdet edeceklerine dâir söz aldıktan sonra vefât etti. Oğulları cenâze namazını kıldılar. Vasiyeti üzerine Kudüs yakınlarındaki Halilürrahmân'da bulunan babası İshak aleyhisselâmın yanına defnedildi.
Bakara Suresi 133
أَمْ كُنتُمْ شُهَدَاءَ إِذْ حَضَرَ يَعْقُوبَ الْمَوْتُ إِذْ قَالَ لِبَنِيهِ مَا تَعْبُدُونَ مِن بَعْدِي ۖ قَالُوا نَعْبُدُ إِلَٰهَكَ وَإِلَٰهَ آبَائِكَ إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ إِلَٰهًا وَاحِدًا وَنَحْنُ لَهُ مُسْلِمُونَ
Em kuntum şuhedâe iż ḥaḍara ya'kûbe'l-mevtu iż qâle li benîhi mâ ta'budûne min ba'dî, qâlû na'budu ilâheke ve ilâhe âbâike ibrâhîme ve ismâ'île ve isḥâqa ilâhen vâḥiden ve naḥnu lehu muslimûn.
"Yoksa siz, Yâkub'a ölüm geldiği zaman orada mıydınız? O zaman oğullarına: 'Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?' demişti. Onlar da: 'Senin ve ataların İbrâhim, İsmâil ve İshâk'ın ilâhı olan tek Allah'a ibadet edeceğiz. Biz O'na teslim olmuşuzdur.' dediler."
Mucizeleri
Yâkûb Aleyhisselâm'ın Mucizeleri
- Duâsı bereketiyle bir koyunun karnından dört kuzu doğmuştu. Bir kavim gelip, Ey Allah'ın peygamberi, geçen sene koyunlarımız hiç doğurmadı. Cenâb-ı Hakka duâ ediniz, hem bu seneki, hem de geçen sene ki kuzuları birden versin, diye ricâ ettiler. Yâkûb aleyhisselâm duâ edince, her bir koyundan dörder tâne doğmak sûretiyle koyunları çoğaldı.
- Sesi sürekli olup, üç konaklık yerden bile duyulurdu. Düşman askerine bağırdığı zaman korkularından hep kaçarlardı.
- Hazret-i Yâkûb'un attığı şey, pek uzaklara giderdi. Oğullarını Amâlika kavmiyle muhârebeye gönderince, muhâbere esnâsında Yehûda adlı oğlunun, süngü ve mızrakla silâhı parçalanmıştı. Yehûda, silâhım kırıldı babacığım, bir silâh gönderiniz, diye seslendiği anda, hazret-i Yâkûb işitip, bir dağ başından önceki gibi bir silâh attı ve seslendi. Yehûda sesini işitip, silâhı aldı ve hemen düşmana saldırdı ve gâlip geldi. Halbuki aralarında 360 km'lik mesâfe vardı.
- Yâkûb aleyhisselâmın duâsı bereketiyle büyük ve küçük dağlar yerlerinden kalkmışlardır. Ken'an ahâlisini dine dâvet ettiği vakit, orada bulunup, yörenin iki tarafını darlaştıran dağların başka yere naklolunmasıyla, yerlerinin geniş bir saha olmasını istemişlerdi. Yâkûb aleyhisselâm duâ edince, murâdları hâsıl olup, yerleri geniş ve düzlük olup havası da gâyet güzel olarak Hicaz'da en güzel yer olarak tanınmıştır.
- Ken'an ahâlisini imâna davet ettiği vakit, oturdukları yerlerde bulunan dağlık ve taşlık yerlerin, bütün tepe ve taşların toprak olmasını teklif etmişlerdi. Yâkûb aleyhisselâm duâ edince, diledikleri gibi olmuştur.
Sonuç
Yâkûb aleyhisselâmın en büyüğü Rabil olmak üzere Şem'un, Lâvi, Yehûda, Zablun (Yâlun), İsâhar, Dân, Neftâli, Âşir, Cad, Yûsuf ve Bünyamin adlı on iki oğlu vardı. İsrâiloğulları bu on iki oğlunun neslinden çoğalmışlardır. Yûsuf aleyhisselâmdan sonra akılca en üstün olan Yehûda'nın neslinden Dâvûd aleyhisselâm ve Beni İsrâil (İsrâiloğulları) hükümdarları gelmiştir.
Kur'ân-ı kerimde Yûsuf sûresinde ve Bakara sûresi 132, 133, 140; Âli imrân sûresi 84, 93; Nisâ sûresi 163; En'âm sûresi 84; Hûd sûresi 71; Meryem sûresi 6, 49, 58'inci âyetlerinde Yâkûb aleyhisselâmdan ve faziletlerinden bahsedilmektedir. Yâkûb aleyhisselâm, sabrı, teslimiyeti ve oğlu Yûsuf'a olan derin sevgisiyle müminlere örnek olmuştur. Rabbimiz bizleri onun gibi sabırlı, tevekkül sahibi ve Allah'a teslim olan kullarından eylesin. Amin.